<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="wordpress/2.2.1" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>Erdinç Gönenç</title>
	<link>http://www.erdincgonenc.com</link>
	<description>Hayatı, İzmir'im kitapları, gazete ve dergilerde yayılanmış diğer yazıları ve haberler.</description>
	<pubDate>Thu, 25 Jun 2009 20:33:14 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.2.1</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Erdinç Gönenç 10. yıl anma toplantısı</title>
		<link>http://www.erdincgonenc.com/?p=61</link>
		<comments>http://www.erdincgonenc.com/?p=61#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Nov 2008 12:24:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yönetici]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erdincgonenc.com/?p=61</guid>
		<description><![CDATA[Mülkiyeliler birliği tarafından ölümünün 10. yılı münasebeti ile Erdinç Gönenç için anma toplantısı düzenlenecektir. Ölümünden sonra bastırılan İzmir&#8217;im II kitabı ücretsiz olarak dağıtılacaktır. Tüm sevenleri ve katılmak isteyen herkes davetlidir.
Tarih: 28 Kasım 2008 - 18:30
Yer: Konak Belediyesi Alsancak Kültür Merkezi, Kıbrıs Şehitleri Caddesi No:12, 7.kat, Benal Nevzat Salonu
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mülkiyeliler birliği tarafından ölümünün 10. yılı münasebeti ile Erdinç Gönenç için anma toplantısı düzenlenecektir. Ölümünden sonra bastırılan İzmir&#8217;im II kitabı ücretsiz olarak dağıtılacaktır. Tüm sevenleri ve katılmak isteyen herkes davetlidir.</p>
<p>Tarih: 28 Kasım 2008 - 18:30<br />
Yer: Konak Belediyesi Alsancak Kültür Merkezi, Kıbrıs Şehitleri Caddesi No:12, 7.kat, Benal Nevzat Salonu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erdincgonenc.com/?feed=rss2&amp;p=61</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Elli Beş Yaşında Olmak</title>
		<link>http://www.erdincgonenc.com/?p=60</link>
		<comments>http://www.erdincgonenc.com/?p=60#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Apr 2008 13:01:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdinç Gönenç</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Gazete Ege]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erdincgonenc.com/?p=60</guid>
		<description><![CDATA[Kırk yaşma girdiğimde, iyice kafa çekip, ağlamıştım sabaha dek.
Ellinci yaş günümü ise, birkaç gün sonra anımsamıştım. Demek yaşlanmaya alışmışım&#8230;
Elli beş yaş pek de fazla sayılmaz; bizim nesil öncekilerden daha dinç görünüyor” diyorum çoğu kez. Bir de ara sıra televizyonda sınıf arkadaşlarımı görmesem. Bir de uzağa bakmak için ayrı, okumak için ayrı gözlük gerekmese&#8230;
İnsan hangi yaştaysa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kırk yaşma girdiğimde, iyice kafa çekip, ağlamıştım sabaha dek.</p>
<p>Ellinci yaş günümü ise, birkaç gün sonra anımsamıştım. Demek yaşlanmaya alışmışım&#8230;</p>
<p>Elli beş yaş pek de fazla sayılmaz; bizim nesil öncekilerden daha dinç görünüyor” diyorum çoğu kez. Bir de ara sıra televizyonda sınıf arkadaşlarımı görmesem. Bir de uzağa bakmak için ayrı, okumak için ayrı gözlük gerekmese&#8230;</p>
<p>İnsan hangi yaştaysa hep o yaşta yaşamış gibi hissediyor. Sanki daha önce yaşadıkları, hiç yaşanmamış yaptıkları yapılmamış gibi&#8230;</p>
<p>Sahi ben yirmi bir yıl hiç sigara içmeden yaşadım mı? Erik ağacından inmeyen, saatlerce top peşinden koşturan o çocuk ben miyim? Sahi ben, Karşıyaka yalısında yunuslarla, deniz kaplumbağaları ile birlikte yüzer miydim? Sahi İzmir Körfezi’nde, yunuslar kaplumbağalar var mıydı?</p>
<p>Hayır hayır, ben karnımdaki ameliyat izleriyle elli beş yaşında doğmuşum. Sabahları hep sigara öksürüğü ile uyanırım ben. Beşinci kata, merdivenden ne zaman çıktım ki&#8230;</p>
<p>Düşünüyorum da; şimdi özlemle anımsadığım çocukluk günlerimde ben hep büyümeyi isterdim. Okula başlasam, boyum uzasa, ergenlik sivilcelerim kaybolsa, kız tavlasam&#8230;</p>
<p>Nişan yüzüğünü herkes görsün istersin de sağ parmağından soldakine geçirmekte, sabırsızlanırsın. Sonra ilk bebeğin vereceği mutluluk. Ah bebek büyüse de uykusuz geceler sona erse&#8230;</p>
<p>Acaba, doğumdan ölüme, yaşam sürecinde, ne zaman yaşlanmaya dönüşüyor büyüme?</p>
<p>Ben, büyüyorum sanıyordum, bir de baktım yaş elli beş&#8230;</p>
<p>Hoşumuza giden gelişmelerin adı büyüme; boyumuz uzuyor, büyüyoruz. Sakal çıkıyor, adaleler gelişiyor, büyüme&#8230; Şakaklardaki ilk kır saçlar ne de olgun görünüm verir erkeğe, o bile büyüme. Sonra ara ki siyah bir tel bulasın. Ben saçımı hiç boyatmayacağım&#8230;</p>
<p>Geçmişe duyulan özlem bile, gelecek için sabırsızlanmaktan alıkoyamıyor insani. Ben şimdilerde oğlum evlense de ilk torunumu görsem diye, sabırsızlanmaktayım. Emeklilik gelse de bahçeli küçük bir ev alsam. Yasemin ve hanımeli kokuları arasında, bakarsın roman bile yazarım.</p>
<p>Şimdilerde moda, ikibininci yılı beklemek. Acaba ben de bir beş yıl daha yaşar mıyım? Kim bilir nasıl kutlanacak, Londra, Paris ve Newyork’ta. Belki de en görkemlisi Seul’de olur, ya İstanbul’da?</p>
<p>Bizim neslin yaşadığı değişimi, insanoğlu önceden hiç yaşamadı. Ben çocukluğumda mangalla ısınır, gaz lambası ışığında ders çalışırdım. Şimdi oğlumun, PC’si var. Teleks kullanan kaldı mı bilemem? Aynı hızla, yani bir elli yılda İzmir Körfezinin, İzmit Körfezinin de hakkından geldik ya, o da başka..</p>
<p>1 Ocak 2000 gecesini yaşayacak olanlar, bin yılda bir yaşananı yaşayacaklar. Dedem yüzyıl başını yaşamış. Binsekizyüz’den bindokuzyüze geçişi. Anam babamsa bindokuzyüzlerde öldüler. Üç nesil içinde bir ben mi yaşayacağım, bin yılın yılbaşısını&#8230;</p>
<p>İki bininci yılbaşı için, büyük beklenti var. Olağan dışı birşeylerin olmasını bekleyenler çok. Bir bakarsın Birleşik Devletler Başkanı U.F.O.’ların varlığını doğrulamış. Meğer yirmi yıldır, içli dışlıymışız da bizim haberimiz olmamış. Stealth uçağının teknolojisini, Amerikalılara onlar vermiş. Peki, gariban Iraklı Arab’a kasıtları ne&#8230;</p>
<p>Evlenirken radyo bile almamıştım. Buzdolabı, çamaşır makinesi ise iki kez değişti ömrümce. Bedeli aylar boyu süren, taksit ödemeleri değil elbet&#8230; Hepsi ağarmış saçlarımın ürünü, bir de teknolojik gelişmeden, payıma düşen Hiroşima’yı Nagazaki’yi düşününce, teknolojik gelişmeden payıma düşene, şükrediyorum. Bu yazımı okuyacak kimileri; bana da dinazor diyebilirler. “Nerede o eski kavunlar, karpuzlar” diye yerinirmişiz. Evrende, yer küreden başka gezegende, henüz canlı bulunamadı. Belki başka dünya yok&#8230;</p>
<p>Dünya olsun da dinazorlar dünyası olsun. Canlılar tükenmesin&#8230;</p>
<p align="right">Gazete Ege, 12 Ağustos 1996</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erdincgonenc.com/?feed=rss2&amp;p=60</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Devletçiliği ve Özelleştirme</title>
		<link>http://www.erdincgonenc.com/?p=59</link>
		<comments>http://www.erdincgonenc.com/?p=59#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Apr 2008 12:59:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdinç Gönenç</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yeni Asır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erdincgonenc.com/?p=59</guid>
		<description><![CDATA[Şaşırarak izliyorum özelleştirme tartışmalarını&#8230; Özelleştirme yandaşları da, karşıtları da sanki, katı bir ideolojik savaş veriyorlar&#8230;
Oysa ki Türk Devletçiliği, sosyalist devletçilik anlayışından farklı olarak, ideolojik değil pragmatik bir devletçilik anlayışıdır. Amacı, sosyalist devletçilik gibi, sınıfsız bir toplum yaratmak değildir, Türk Devletçiliği’nin&#8230;
Sermaye birikimi yapamamış müteşebbisi-kapitalisti olmayan bir ülkede, devletçilik uygulamadan, nasıl gerçekleştirilebilirdi ki; sanayileşme ve de kalkınma?
Türk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şaşırarak izliyorum özelleştirme tartışmalarını&#8230; Özelleştirme yandaşları da, karşıtları da sanki, katı bir ideolojik savaş veriyorlar&#8230;</p>
<p>Oysa ki Türk Devletçiliği, sosyalist devletçilik anlayışından farklı olarak, ideolojik değil pragmatik bir devletçilik anlayışıdır. Amacı, sosyalist devletçilik gibi, sınıfsız bir toplum yaratmak değildir, Türk Devletçiliği’nin&#8230;</p>
<p>Sermaye birikimi yapamamış müteşebbisi-kapitalisti olmayan bir ülkede, devletçilik uygulamadan, nasıl gerçekleştirilebilirdi ki; sanayileşme ve de kalkınma?</p>
<p>Türk Devletçiliğinin amacı; sınıfsız toplum yaratmak bir yana, müteşebbis yaratmak, kapitalist yaratmaktır Türkiye’de. birinci İzmir İktisat Kongresi, bunu açıkça söylemiyor mu? Kongre diyor ki: Biz devlet eliyle kapitalist yaratacağız, kapitalistler de sanayiyi&#8230;</p>
<p>Amaç, sermaye birikimi olunca, sermaye birikimini bireyler eliyle gerçekleştirmek olunca, KİT’ler elbette zarar edecekti ve de etmişlerdir. Sermaye büyüdükçe, müteşebbisler çoğaldıkça, giderek artan oranlarda zarar etmişlerdir hem de.</p>
<p>Aslında KİT’ler, hiç olmazsa içlerinden bazıları, zarar etmeden de yürütebilirlerdi kapitalizmi geliştirmek işlevlerini. 1980 öncesinde öyle de olmuştur. Yeter ki; Devlet’i sahiplenmiş, nitelikli yöneticilerin ellerinde olsunlar&#8230;</p>
<p>Amacı, sınıfsız toplum yaratmak değildi Türk Devletçiliği’nin. Gerçekten de Türkiye’yi sosyalist de yapmadı, sosyal demokrat da yapmadı. Cumhuriyet Türkiye’nin üretim biçimi, kapitalist üretim biçimidir, bugüne dek&#8230;</p>
<p>Böyle bir devletçilik anlayışıyla özelleştirme anlayışı arasında, ideolojik bir çatışma da söz konusu olamaz elbette. Hele de kapitalizm yeterince gelişmişse ve özel sektör artık daha nitelikli ve daha ucuz üretim yapabilmekteyse.</p>
<p>Bu görüşlerimi, bizim devletçiliğimizi eleştirip, sosyalist devletçiliği yüceltmek için söylemiyorum. Nasıl söyleyebilirim ki zaten? Sovyet Devletçiliği yok oldu bile, bizimki daha dayanıklı çıktı, henüz komada. Üstelik onların henüz “Bunlar eskiden, kara delik değillerdi; basma ürettiler, şeker ürettiler” demenin, yararı yok.</p>
<p>KİT’lerin çoğu için, iş işten geçmiş artık. Artık Sümerbank Nazilli fabrikası, “yandım-alamadım basması&#8221; üretmese de olur. Çünkü özel sermaye, birikti. Yeterince müteşebbisimiz var, hem de uluslararası düzeydeler. Bir de globalleşme rüzgarı: KİT’ler, artık satılabilir.</p>
<p>Sosyal devlet, sosyalist devlet değildi ama, o da güme gitti gibi görünüyor, sosyalist devletle birlikte. Kamu hizmetlerinin, karşılıksız olmasına herkes karşı, hatta ucuz olmasına bile karşılar, “bedelini ödersen yararlanırsın”.</p>
<p>Peki peki anladık; KİT’leri satalım. Satalım satmasına da seçerek satalım, hepsini satmayalım. Bazıları birgün gerekecek bize&#8230;</p>
<p>KİT’lerin bazıları yarın kapitalizmin, vahşi kapitalizme dönüşmesini engelleyebilmek için, çok gerekecek bize&#8230; Liberal, ama gerçekten liberal ekonomi için çok gerekecekler bize&#8230;<br />
Teknolojik gelişmenin, daha da çoğaltacağı işsizler ordusunun, sokağa dökülmesini önlemek için de gerekecek&#8230;</p>
<p>KİT’lerden bazıları bize, ulusal bağımsızlığımızı korumak için, çok gerekecek. Bugün de gerekiyorlar zaten.</p>
<p>Türk kökenli olsun, Kürt kökenli olsun farketmiyor. Yatırımcı yurttaşlarımız, Doğu ve Güneydoğu’ya kurmuyor fabrikalarını. Yaraları sarmaya gidecek olan, yine Türk Devleti’dir, kar-zarar düşünmeden. Onlar bize, ulusal bütünlüğümüz için de gerekecek&#8230;</p>
<p>Sözün kısası; KİT’lerin satılması gerekeni de var, satılmaması gerekeni de. Nasıl gerektiyorsa akim yolu, öyle yapalım.</p>
<p>“Satarım-hayır sattırmam” inatlaşmasının bugün, ne gereği var ne de yararı&#8230;</p>
<p align="right">Yeni Asır, 14 Mart 1996</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erdincgonenc.com/?feed=rss2&amp;p=59</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Evet, Fabrikalar Kurulsun Ama Nereye?</title>
		<link>http://www.erdincgonenc.com/?p=58</link>
		<comments>http://www.erdincgonenc.com/?p=58#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Apr 2008 12:57:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdinç Gönenç</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yeni Asır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erdincgonenc.com/?p=58</guid>
		<description><![CDATA[Bilmeyenler için söylüyorum: Bir fabrika kurmak isterseniz, pek çok kuruluştan izin almanız gerekir. Kolaylıkla da alırsınız çoğu kez. bir de bizden izin almanız gerekir ardından. Bizden pek kolay alamazsınız gerekli izni.
Bürokratlığımızdan değil elbet. Fabrikaları biz de çok severiz. Fabrika demek, kalkınmak demek, işsizlere iş demek çünkü&#8230;
Bir sığır sürüsü, dolaşarak otlarken, oraya-buraya pisler. Tarlaya gübre olur [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="left">Bilmeyenler için söylüyorum: Bir fabrika kurmak isterseniz, pek çok kuruluştan izin almanız gerekir. Kolaylıkla da alırsınız çoğu kez. bir de bizden izin almanız gerekir ardından. Bizden pek kolay alamazsınız gerekli izni.</p>
<p>Bürokratlığımızdan değil elbet. Fabrikaları biz de çok severiz. Fabrika demek, kalkınmak demek, işsizlere iş demek çünkü&#8230;</p>
<p>Bir sığır sürüsü, dolaşarak otlarken, oraya-buraya pisler. Tarlaya gübre olur pislikler. Doğaya zarar değil, yararlıdır yani.</p>
<p>1974 yılında güzelim Maliye Bakanlığını, hem de Hazine Genel Müdürlüğünü istifaen bırakıp, Karadeniz Bakır İşletmeleri’ne Genel müdür Yardımcısı olmuştum. Bu aptallığımın nedeni, daha çok çıkar değil, inançtı elbette. Karadeniz Bakır İşletmeleri, bugünlerde özelleştirilecek. Ben görev aldığımda zaten özeldi&#8230; Bizim kadro devletleştirdi ve millileştirdi. Batmaktaydı aksi halde&#8230;</p>
<p>Samsun İşletmesine ilk gittiğimde gözüme batan, koskocaman bir bacaydı; Topraktan çıkarılan bakırı, zehirli gazlarla birlikte havaya savuran. Dumanın ulaştığı güzelim Karadeniz yamaçlarında meğer Dünya’nm en nitelikli tütünleri yetişirmiş bir zamanlar. “Murgul’un bakırını, havaya savuracağımıza, toprak altında, çocuklarımıza bıraksaymışız ya, belki onlar işletmesini becerir” diye düşünmüştüm.</p>
<p>Daha sonra Murgul’a gittim. Hem de Hamsi Köy’den geçerek. “Yeşilin yeşili” Hamsi Köy’den, sütlaç da yiyerek geçtim. Murgul’u gören bilir; ormanlar içinde, bir kanserli bölge. Acaba, insan ciğerlerini nasıl etkiler, ormanları yok eden duman? Murgul insanları, elli yılı zor çıkartıyor&#8230;</p>
<p>Sanayileşelim elbet, fabrika demek, kalkınma demek, iş demek. Peki ama fabrikaların, Bursa’nm şeftali bahçelerinde, İzmit Körfesi’nin çilek tarlalarında, benim İzmir Körfezi’de işi ne? Bana “kuruluş yeri teorisinden” söz etmeyin, onu bilirim. Bunları ben bile bile söylerim&#8230;</p>
<p>Yıllarca ve yıllarca biz hep, bacaların tütmesini istedik: “Benim memleketimde fabrika bacaları tütüyor mu? Tütüyorsa mesele yok.”</p>
<p>Ancak şimdilerde sorun, bacaları tüttürmek değil, bacaları tüttürmeyen üretimi becerebilmek. Gelişmişler artık, fabrikalarını geri kalmışlara transfer ediyor&#8230;</p>
<p>Biz yine de sanayileşelim. Çünkü fabrika, kalkınma demek, iş demek&#8230;</p>
<p>Sanayileşmesine sanayileşelim de oraya, buraya, aklımıza estiğince kurmayalım fabrikalarımızı.</p>
<p>Bakanlığımın politikası, kesin zorunluluk olmadıkça, Küçük Sanayi Siteleri ve Organize Sanayi Bölgeleri dışında, fabrika kurulmasına izin vermemek yönündedir. Ola ki, bir içme suyu kaynağı veya değerli bir maden yatağı bulup da yanı başına bir işletme kurmak istiyor olmayasınız&#8230;</p>
<p>Bakanlığımızın bu politikasını biz, inanç ve kararlılıkla uyguluyoruz, uygulayacağız da&#8230;</p>
<p>Arıtması olan kuruluşlar, Organize Sanayi Bölgelerinden kaçınmaya çalışıyor. Arıtma var, canı isterse çalıştırıyor. Çünkü arıtma pahalı, doğayı kirletmek ucuz&#8230; Organize bölgelerde ise arıtmalar devamlı denetim altındadır ve çalışır.</p>
<p>Yanlış anlaşılmasın, sorun sadece çevre koruma değil; çevreyi kitletmese de fabrikalar, küçük sanayi Siteleri içinde, Organize Sanayi Bölgeleri içinde örgütlenmelidir, oralarda verimliliği artıran bir sinerji oluşuyor. Çevrelerinde uydu kentler de oluşacak. Al sana sağlıklı kentleşme. Doğru politika bu&#8230;</p>
<p>Fabrika, kalkınma demek, iş demek, yeter ki doğru yerde kurulsun&#8230;</p>
<p align="right">Yeni Asır, 8 Şubat 1995</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erdincgonenc.com/?feed=rss2&amp;p=58</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tüpler Patlamasın</title>
		<link>http://www.erdincgonenc.com/?p=57</link>
		<comments>http://www.erdincgonenc.com/?p=57#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Apr 2008 12:46:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdinç Gönenç</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hürriyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erdincgonenc.com/?p=57</guid>
		<description><![CDATA[Günümüz Türkiye’sinde egemen ideoloji, özelleştirme. Karşıt görüşlerin esamesi okunmuyor. Kapitalizmin ulaştığı düzeyin doğal bir sonucu bu. Artık özel sektör, KİT desteği olmaksızın da ayakta durabileceğine inanıyor ve de ülkeyi yönetmeye talip oluyor.
Bana memuriyeti “kara maliyeciler” öğretti. Devletin bir kuruşunun bile üzerine titrerlerdi. Yine de ben, özelleştirmeye, karşı çıkmıyorum, akıntıya karşı kürek çekilmez.
Eğer devlet, küçülerek etkinleşecekse, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüz Türkiye’sinde egemen ideoloji, özelleştirme. Karşıt görüşlerin esamesi okunmuyor. Kapitalizmin ulaştığı düzeyin doğal bir sonucu bu. Artık özel sektör, KİT desteği olmaksızın da ayakta durabileceğine inanıyor ve de ülkeyi yönetmeye talip oluyor.</p>
<p>Bana memuriyeti “kara maliyeciler” öğretti. Devletin bir kuruşunun bile üzerine titrerlerdi. Yine de ben, özelleştirmeye, karşı çıkmıyorum, akıntıya karşı kürek çekilmez.</p>
<p>Eğer devlet, küçülerek etkinleşecekse, eğer serbest piyasa ekonomisi, eğer gerçekten liberal ekonomi ve tam demokrasi gelecekse, özelleştirmeye karşı çıkmak niye?</p>
<p>Peki ya gelmezse?</p>
<p>Acaba bu yaz, Çeşme yolunda hileli benzinden ötürü bozulmayan kaç araç vardır.</p>
<p>LPG (likit petrol gazı) fiyatı 155 bin lira oldu. Gazetelerde, gün geçmiyor ki tüpgaz patlaması, tüp gaz zehirlenmesi haberi okumayalım. Eğer kaçak doldurulmuşsa tüp parasını ödediğin şey, tüp değil belki de ölümdür.</p>
<p>Cumhuriyetimizin kuruluş yıllarında, üç önemli beyaz vardır. Un, şeker, tuz. bir de gazyağı. Üzerinde deniz kabuğu amblemi bulunan gaz tenekeleri, öylesine yaygın kullanılırdı ki, o dönemi “teneke uygarlığı&#8221; diye adlandıranlar bile çıktı. Gazyağı çabuk parlamaz. Bu yüzden lamba ve sobalarda güvenle kullanılır. Benim çocukluğumda da alsancak’ta bile çokça kullanılırdı. Elektrik pek yoktu. Annenannemde kaldığımda, gaz lambası ışığında ders çalışırdım. Gaz sobası yoktu. Mangalla ısınırdık. Şimdilerde Egemenliği tüpgaz sobalarına kaptırsa da çokça kullanılırdı gaz sobaları.</p>
<p>Eğer gaz sobası kullanıyorsanız aman dikkat ediniz aldığınız gazyağma. Eğer birileri, solvent karıştırmışsa, artık sobanız bir bombadır. Her an patlamaya hazırdır. Solvent, boya ve kimya sanayinde çok kullanılan bir kısım petrol ürünlerinin genel adıdır. Ucuz üründür. Ama gaz yağının aksine çok çabuk parlayıcıdır. Ne yazık ki, sonucunu bile bile benzine de gazyağma karıştıranlar var. Epeyce yakaladık da&#8230;</p>
<p>Bereket ki Diyarbakır’da müteahhitin binası beşinci katı çıkarken çöküyor. Ya içinde insan olsaydı&#8230;</p>
<p>Sık sık yangın çıkaran elektrik kabloları, mürekkebi dağıtan okul defterleri. Siz hiç asansörde kaldınız mı? Aldığınız ekmek gerçekten 300 gram mıdır?</p>
<p>Bugünlerde apartman fuel-oil alacaksanız. Dikkat edin. İzmir sokakları pompasını size biraz yakıt biraz da hava satmaya ayarlamış tankerlerle doludur. Biz bunlarla boğuşuyoruz elbette. Savcılıklara verdiğimizin sayısını hatırlayamam. Kaçak tüp dolumunu İzmir’de engelledik. Ama Manisa’dan Antalya’dan diğer illerden geliyor.</p>
<p>Özelleştirme serbest piyasa ekonomisini, liberalizmi getirecekse tek başına hoş geldi, başımızın üzerinde yeri var.</p>
<p>Peki ya tüketicinin korunması, rekabetin korunması, tekellerin, kartellerin kırılması?..</p>
<p>Tüketicinin korunması ile rekabetin korunması, bence eş anlamlı. Tüketicinin çıkarı için, standartma uygun üretim yapanın kuşkusuz maliyeti daha yüksektir. Eğer, korumazsanız, üç kağıtçının düşük maliyetine yenilir. Kötü mal, iyi malı kovar piyasadan ve sonunda kaybeden tüketici olur.</p>
<p>Bir de işin çevre boyutu var. Kazlıçeşme dericilerinin bir bölümü şimdi Tuzla’da. Çevreyi kirletmiyorlar ama arıtmadan ötürü ek maliyetleri var. Bir kısmı Sakarya kıyılarında. Ek maliyet sıfır. Peki ya Sakarya’nın maliyeti.</p>
<p>Ah ey güzelim İzmir Körfezi, İzmit Körfezi kıyısındaki güzelim kiraz bahçeleri, çilek tarlaları. Bursa ovasının şeftali bahçeleri, ne de çok özledim sizleri&#8230;</p>
<p>Eğer tüketici hakları korunmazsa, eğer rekabet korunmazsa, özelleştirmeyle gelecek olan -korkarım ki- liberalizm olmaz. Olsa olsa “vahşi kapitalizm” olur.</p>
<p>Özelleştirme olsun olmasına da.</p>
<p>Gaz sobaları parlamasın, tüpler de patlamasın&#8230;</p>
<p align="right">Hürriyet 7 Aralık 1994</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erdincgonenc.com/?feed=rss2&amp;p=57</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tarım Satış Kooperatifleri</title>
		<link>http://www.erdincgonenc.com/?p=56</link>
		<comments>http://www.erdincgonenc.com/?p=56#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Apr 2008 12:43:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdinç Gönenç</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Cumhuriyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erdincgonenc.com/?p=56</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye’de pek çok kooperatif türü bulunmaktadır. Ancak bunların önemlilerini şöyle sıralayabiliriz:

1163 Sayılı kooperatifler Yasası&#8217;na göre kurulanlar,
2834 Sıyıh Yasaya göre kurulan Tütün Tarım Satış Kooperitfleri ve Birlikleri,
1196 Sayılı Yasaya göre kurulan Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri,
1581 Sayılı Yasaya göre kurulan Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri.

Bunlar içinde, ekonomik güç açısından ilk sırayı alan Tarım Satış Kooperatifleri Birlikleridir.
Tariş, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de pek çok kooperatif türü bulunmaktadır. Ancak bunların önemlilerini şöyle sıralayabiliriz:</p>
<ol>
<li>1163 Sayılı kooperatifler Yasası&#8217;na göre kurulanlar,</li>
<li>2834 Sıyıh Yasaya göre kurulan Tütün Tarım Satış Kooperitfleri ve Birlikleri,</li>
<li>1196 Sayılı Yasaya göre kurulan Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri,</li>
<li>1581 Sayılı Yasaya göre kurulan Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri.</li>
</ol>
<p>Bunlar içinde, ekonomik güç açısından ilk sırayı alan Tarım Satış Kooperatifleri Birlikleridir.</p>
<p>Tariş, Çuko Birlik gibi Tarım Satış Kooperatifleri Birlikleri de, kuşkusuz, üreticinin sömürüye karşı örgütlenme isteğinden doğmuştur.</p>
<p>Ancak, Birliklerin bugün sahip olduğu büyük ekonomik gücü yaratan temel etken, üreticiye değil, sermaye birikimine yani sömürüye yarar sağlamış bulunmalarıdır.</p>
<p>Birlikler 1978 yılma dek, daha çok aracı tüccarın depoculuğu görevini üstlenmişler, onların çıkarı için düşük tutulan taban fiyatlarından ürünü satın almış, depolamış ve aracı tüccarın çıkarlarının gerektirdiğince işledikten sonra onlara devretmişlerdir.</p>
<p>Böylelikle aracı tüccarın taban fiyatları aşarak ve bizzat alım yapmasına, dolayısıyla alım-depolama-taşıma ve finansman giderleri ile ticari risklere katlanmasına gerek olmamıştır. Tüccar, piyasa koşulları elverişli olduğunda, teminat bile istenmeksizin kendisi için ayrılmış kontenjanları kullanarak, ürünü almış, kârlılık görmediği durumlarda ise, ihracat sezonu bitinceye kadar bekledikten sonra, vazgeçtiğini bildirmiştir. İhracat sezönu kapandıktan sonra yapılan bu bildirimler nedeniyle, Birlikler birçok yıl stok devrederek zarara uğramıştır.</p>
<p>Ancak, depoculuk işlevi de bir ekonomik güce sahip olmayı gerektirdiğinden, Birlikler oldukça önemli bir gelişme gösterebilmişlerdir. Her ne kadar bu gelişme üreticinin ve ülkemiz ekonmisinin değil, aracının çıkarını amaçlayan ve dolayısıyla eksik ve çarpık bir gelişme ise de, sonuçta, Birliklerin elinde, istendiğinde üreticinin çıkarı için de kullanılabilecek işletmeler, depolar vs. oluşmuştur.</p>
<p>Başka bir deyişle, sömürüyü örgütlemeye, kişisel sermaye birikimini gerçekleştirmeye dönük gelişme, üreticilerin aracıyı toplum için gereksiz ve yararsız kılacak biçimde örgütlenmesi sonucunu vermiştir.</p>
<p>Böyle bir örgütlenmenin, er geç, sömürüye karşı çıkması ya da kullanılması kaçınılmazdır. Gerçekten, 1978 başından itibaren bazı birlikler, depoculuk işlevinden arınarak aracıya ürün vermemeye ve ÜRET-İŞLE-SAT ilkesi doğrultusunda gerçek kooperatif niteliği edinmeye, yönelmişlerdir. Bu tutum, üreticiye sağlanan hizmetleri hacim ve çeşit olarak önemli ölçüde arttırdığı gibi üretimde, iç ve özellikle dış satışlarda, görülmedik artışlara yol açmıştır. Öte yandan, gerçek kooperatifçiliğin ve ekonomik kuralların gerektirdiği işletme kapasitelerine ulaşmak için, hızlı bir yatırım kampanyası başlatılmıştır.</p>
<p>Bu gelişmelerin, bir kısım kişisel çıkarları büyük çapta zedelediği ve haksız kazanç peşindekileri fazlasıyla tedirgin ettiği kuşkusuzdur. Özellikle yeni yatırımlar, teknolojisi ilkel ve işçisi sigortasız, Özel işletme patronlarının büyük tepkisine neden olmuştur.</p>
<p>Birliklerde 1980 başlarında ortaya çıkan ve kamuoyuna maksatlı yansıtılan olaylar, işte bu gelişmelere set çekmek ve birliklerin 1978-1979 yıllarındaki üretici lehine kazanımlarmı geri almak üzere tertiplenmiştir. Bu dönemde üstüne eğilinmesinde yarar vardır. Gerçekten olaylar bahane edilip üretim durdurularak ürün stoklarının aracıya devri sağlandığı gibi satış mağazaları kapatılarak eşe-dosta yeniden bayilikler verilmiş, ihracat yapılmayarak birliklerin dış pazarları özel firmalara terkedilmiştir. Ayrıca yatırımlar durdurulduğu gibi, kovulan işçilerin yerine kimlerin alındığı incelenmeye değer.</p>
<p>Öte yandan, ilgi çekici bir gelişme, bu yıl devlet destekleme konusu ürünlerde ve özellikle zeytinyağında tüccarın alım fiyatlarının devlet destekleme taban fiyatlarının altında seyretmesidir. Örneğin 5 asit boz zeytinyağının taban fiyatı 125.-TL/kg olmasına karşın tüccar 1-2 asit zeytinyağını 82-83 TL/kg fiyata kadar düşürerek alabilmiştir.</p>
<p>Oysa 1976-79 ve 1978-80 yıllarında destekleme kapsamındaki tüm ürünlerde tüccarın fiyatı taban fiyatlarını aşmış ve TARİŞ tüccar ile rekabet edebilmek için birkaç kez fiyat farkı vermek zorunda kalmıştır.</p>
<p>Hemen belirtelim ki kooperatifin temel görevi ürünü tüccara kaptırmamak olmakla beraber, tüm ürünü işleyecek üretim kapasitelerine sahip olmaması halinde, tüccarı fiyat yükseltmeye zorlamak da önemli bir kooperatifçilik başarısıdır.</p>
<p>Geçen iki iş yılı ile bu yıl arasındaki fark 1978-79, 1979-1980 iş yılları taban fiyatlarının düşük saptanmasından kaynaklanmamaktadır. Geçen iki iş yılının taban fiyatları bu yılki kadar olmasa bile, artış oran açısından örneğin TARİŞ tarihinin en iyi taban fiyatlarıdır.</p>
<p>Bu yıl tüccarının alımı istekli görünmeyip taban fiyatların altında kalışının tek nedeni, üreticiden değil kendilerinden yana olduğunu bildikleri TARİŞ yöneticilerinin tüccarın çıkarını koruyacağına ve alımlarda pasif davranacaklarına duydukları güvendir.</p>
<p>1978 öncesinden farklı olarak, bu kez birliklerin depoculuk günlerinden de geriye götürüldüğü gözlenmektedir. Özellikle TARİŞ sadece üretim ve ihracatta değil, ürün alımlarında da belirttiğim gibi son derece başarısızdır. Ve ürün bedellerini bile zamanında ödeyememektedir.</p>
<p>Bu durum, artık birliklerin, depoculuk görevi için bile olsa varlığını istemeyen güçlerin bulunduğunu ve birlikler yöneticileri üzerinde etkinliklerinin sürdüğünü düşündürmektedir. TARİŞ yöneticilerinin görevde kalabilmesi için, son günlerde, bazı çevrelerin yürüttüğü yoğun reklam kampanyası gözden kaçmamaktadır.</p>
<p>Bu bakımdan, 1979 sonlarından itibaren birliklerde ortaya çıkan olayların tarafsız gözle yeniden incelenerek gerçeğin ortaya çıkarılması, militanca taraflı ve başarısız olduğu kanıtlanmış bulunan kimi yöneticilerin değiştirilmesi, birlik ve birim kooperatif kongrelerinin yeniden yapılmasıyla, üreticinin gerçek temsilcilerinin iş başına getirilmesi, birliklerin yüzbinlerce ortağının ve ekonomimizin yararı açısından zorunludur.</p>
<p align="right">Cumhuriyet, 6 Mart 1981</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erdincgonenc.com/?feed=rss2&amp;p=56</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Basından Yansımalar</title>
		<link>http://www.erdincgonenc.com/?p=55</link>
		<comments>http://www.erdincgonenc.com/?p=55#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Apr 2008 12:24:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yönetici]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erdincgonenc.com/?p=55</guid>
		<description><![CDATA[http://www.kentyasam.com
http://www.yeniasir.com.tr
http://www.aksam.com.tr
http://turkishgazete.com
http://www.izmirdeyasam.com
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kentyasam.com/haber_goster.php?id=14270">http://www.kentyasam.com</a></p>
<p><a href="http://www.yeniasir.com.tr/ya2008/03/22/index.php3?kat=ekon&amp;sayfa=ekon4&amp;bolum=gunluk">http://www.yeniasir.com.tr</a></p>
<p><a href="http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2000/05/18/ekonomi/ekonomi12.html">http://www.aksam.com.tr</a></p>
<p><a href="http://turkishgazete.com/yazarlar/detail.asp?iData=359&amp;iCat=685&amp;iChannel=20&amp;nChannel=Yazarlar">http://turkishgazete.com</a></p>
<p><a href="http://www.izmirdeyasam.com/haberler/16924/1/tbok_basari_ve_onur_odulleri_sahiplerini_bulacak.htm">http://www.izmirdeyasam.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erdincgonenc.com/?feed=rss2&amp;p=55</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İZMİR&#8217;İM II</title>
		<link>http://www.erdincgonenc.com/?p=52</link>
		<comments>http://www.erdincgonenc.com/?p=52#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Mar 2008 23:36:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yönetici]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erdincgonenc.com/?p=52</guid>
		<description><![CDATA[Kaybımızın 10. yılının dolmasına çok az bir süre kala, 2. kitabın basımını gerçekleştirmeyi başardık.
Bu kitap Erdinç Gönenç&#8217;in çeşitli gazete ve dergilerde yayınlamış, 1. kitabın bıraktığı yerden son yazısına kadar olan dönemde yazdıklarını kapsamaktadır.
Kitabı on-line olarak okumak isterseniz yan menü&#8217;ye yeni eklenen bağlantı üzerinden kitabı PDF e-book formatında indirebilirsiniz.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kaybımızın 10. yılının dolmasına çok az bir süre kala, 2. kitabın basımını gerçekleştirmeyi başardık.</p>
<p>Bu kitap Erdinç Gönenç&#8217;in çeşitli gazete ve dergilerde yayınlamış, 1. kitabın bıraktığı yerden son yazısına kadar olan dönemde yazdıklarını kapsamaktadır.</p>
<p>Kitabı on-line olarak okumak isterseniz yan menü&#8217;ye yeni eklenen bağlantı üzerinden kitabı PDF e-book formatında indirebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erdincgonenc.com/?feed=rss2&amp;p=52</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>10. Yıldönümü Anma ve Erdinç Gönenç Tüketiciyi Koruma Ödülleri</title>
		<link>http://www.erdincgonenc.com/?p=49</link>
		<comments>http://www.erdincgonenc.com/?p=49#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Mar 2008 11:05:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yönetici]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erdincgonenc.com/?p=49</guid>
		<description><![CDATA[14 Mart 2008 Cuma günü Saat 14:00&#8242;de, İzmir Konak Belediyesi Alsancak Kültür Merkezi 7. Kat Benal Nevazat Salonu&#8217;nda yapılacak olan Erdinç Gönenç&#8217;i 10. Yıl Dönümünde Anma ve Erdinç Gönenç Tüketiciyi Koruma Ödülleri Sunum Töreni&#8217;ne davetlisiniz.
Türk Başarı Ödülleri Yüksek Kurulu (TBÖK), İzmir’i Sevenler Platformu (İZSEV), Ulusal Birlik Platformu (UBP), İzmir Kültür ve Sanat Derneği (İKSDER), Ulusal [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>14 Mart 2008 Cuma günü Saat 14:00&#8242;de, İzmir Konak Belediyesi Alsancak Kültür Merkezi 7. Kat Benal Nevazat Salonu&#8217;nda yapılacak olan Erdinç Gönenç&#8217;i 10. Yıl Dönümünde Anma ve Erdinç Gönenç Tüketiciyi Koruma Ödülleri Sunum Töreni&#8217;ne davetlisiniz.</p>
<p>Türk Başarı Ödülleri Yüksek Kurulu (TBÖK), İzmir’i Sevenler Platformu (İZSEV), Ulusal Birlik Platformu (UBP), İzmir Kültür ve Sanat Derneği (İKSDER), Ulusal Uyanış Platformu (UUP), İzmir Atatürk Ormanı&#8217;nı ve Kültürpark&#8217;ı Koruma Derneği (ATAORMAN), İzmir İl Fakirlerine Yardım derneği (İZFAK) ve Ege Teknoloji ve Başarı Vakfı (EGETEK) adına,</p>
<p>Sancar Maruflu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erdincgonenc.com/?feed=rss2&amp;p=49</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Erdinç Gönenç&#8217;in &#8216;İzmir&#8217;i&#8230; (Oktay Ekinci)</title>
		<link>http://www.erdincgonenc.com/?p=53</link>
		<comments>http://www.erdincgonenc.com/?p=53#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 Jan 2008 23:57:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Cumhuriyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erdincgonenc.com/?p=53</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Alsancak&#8217;ta doğmuşum. Yürümeyi ve konuşmayı Alsancak&#8217;ta öğrendim. Yüzmeyi, balık tutmayı öğrendiğim yer de orasıdır&#8230;&#8221;
Her yaştan sevenlerinin unutulmaz &#8220;ağabey&#8221; i Erdinç Gönenç , 18 yıl önce, böyle başladığı bir yazısını bakın nasıl noktalamış: &#8220;Düşünüyorum da, bir insan ömründen daha kısa bir sürede, güzel İzmir&#8217;i nasıl bu hale getirdik, koca bir Körfez&#8217;i nasıl öldürdük, inanamıyorum&#8230;&#8221; (Cumhuriyet, 09 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;Alsancak&#8217;ta doğmuşum. Yürümeyi ve konuşmayı Alsancak&#8217;ta öğrendim. Yüzmeyi, balık tutmayı öğrendiğim yer de orasıdır&#8230;&#8221;</strong></p>
<p>Her yaştan sevenlerinin unutulmaz <strong>&#8220;ağabey&#8221;</strong> i <strong>Erdinç Gönenç</strong> , 18 yıl önce, böyle başladığı bir yazısını bakın nasıl noktalamış: <strong>&#8220;Düşünüyorum da, bir insan ömründen daha kısa bir sürede, güzel İzmir&#8217;i nasıl bu hale getirdik, koca bir Körfez&#8217;i nasıl öldürdük, inanamıyorum&#8230;&#8221;</strong> (Cumhuriyet, 09 Aralık 1989)</p>
<p>1998&#8242;de aramızdan ayrılan <strong>Erdinç Ağabey</strong> , İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;ndeki <strong>Ahmet Piriştina</strong> &#8216;lı yılları ve şimdiki <strong>Aziz Kocaoğlu</strong> dönemini yaşayabilseydi, belki de şöyle yazardı; <strong>&#8220;Daha dün </strong>&#8216;ölmüş&#8217; <strong>dediğimiz Körfez&#8217;i nasıl da yeniden yaşama kavuşturduk; inanamıyorum&#8230;&#8221;</strong></p>
<p>Aslında Erdinç Gönenç de İzmirlilerin <strong>&#8220;inanılmaz&#8221; </strong>kentli bilinçlerini simgeleyen; toplum yararına ve bilimin rehberliğine inanmış; özünde <strong>&#8220;sosyal&#8221;</strong> ve her yönüyle <strong>&#8220;demokrat&#8221;</strong> aydınlarındandı&#8230;</p>
<p>Cumhuriyet gazetesindeki <strong>&#8220;İzmir&#8217;im&#8221;</strong> köşesi ile benim <strong>&#8220;Çevremiz&#8221; </strong>köşem, birer gün arayla 90&#8242;lı yılların <strong>&#8220;Ege sayfası&#8221;</strong> nda yayımlanırdı. Bu birlikteliğin çoğu kez <strong>&#8220;benzer&#8221;</strong> konularla sürmesindeki neden ise İzmir&#8217;in doğa ve kültür değerlerini <strong>&#8220;yurttaş sorumluluğu&#8221;</strong> yla savunmasıydı&#8230;</p>
<p>O kadar ki örneğin aynı dönemin ünlü ve <strong>&#8220;ayrıcalıklı&#8221; </strong>bir konut projesiyle yaratılan <strong>&#8220;çevre tahribatı&#8221;</strong> nı dışardan gözlemci gibi yazmak yerine, kente karşı <strong>&#8220;kamusal yükümlülük duyguları&#8221;</strong> yla şöyle eleştiriyordu; <strong>&#8220;OYAK Sitesi&#8217;nde oturanlar alınmasın, bu onların suçu değil. Doğayı katlettik isek bu hepimizin suçu&#8230;&#8221; </strong>(Cumhuriyet, 04 Şubat 1990)</p>
<h3><strong>TARİŞ&#8217;in emektarı </strong></h3>
<p>Gönenç&#8217;in gazete yazılarıyla birlikte, özellikle Mülkiyeliler Birliği dergisi ve diğer kimi sivil toplum kuruluşlarının yayınlarındaki siyasal değerlendirme makaleleri kitaplaşmış&#8230;</p>
<p><strong>&#8220;İzmir&#8217;im&#8221;</strong> i yayına hazırlayan eşi <strong>Sevinç Ayla Gönenç</strong> ile oğlu, imzalayarak gönderdikleri kitapta demişler ki; <strong>&#8220;Erdinç Gönenç&#8217;in yerine size hatıra olarak yolluyoruz&#8230;&#8221;</strong></p>
<p>O <strong>&#8220;hatıra&#8221;</strong> lara daha ilk sayfada dalıp gidiyorum&#8230; 12 Eylül faşizminin adeta <strong>&#8220;vatan sevgisine düşmanlık&#8221;</strong> la özdeşleşen baskılarıyla Erdinç Ağabey&#8217;e bile eziyet çektirmesine <strong>&#8220;isyan&#8221;</strong> ımızı anımsıyorum&#8230;</p>
<p><strong>&#8220;Bile&#8221; </strong>diyorum; çünkü Erdinç Gönenç, herkese karşı öylesine insancıl; ülkesine öylesine sevdalı ve hele yıllarını verdiği köy emekçileri ile tarım üreticilerine öylesine saygı ve sevgi doluydu ki&#8230;</p>
<p><strong>&#8220;Devlet&#8221;</strong> i temsil eden herkesin şükran duyması gerekirken, <strong>&#8220;devletin güvenliği&#8221; </strong>adına çıkartılan yasalarla işine son verilmesi, 12 Eylül&#8217;ün gerçek <strong>&#8220;amacı&#8221;</strong> nı göstermeye yetiyordu&#8230;</p>
<p>Nitekim Ege&#8217;nin duyarlı seslerinden <strong>Ayla Selışık Tamar </strong>da emekten yana herkese saldıran darbecilerin, Erdinç Ağabey&#8217;e de neden yüklendiklerini anımsatırcasına şunları yazmıştı; <strong>&#8220;O Erdinç Gönenç ki, TARİŞ&#8217;in tüm işletmelerinde yirmi binin üzerinde çalışana.. üstelik ülkenin grevlerle felce uğradığı bir devirde.. kurumu haksız bir zarara uğratmadan; neredeyse işçisine hiç direniş yaptırmadan en güzel toplusözleşmeleri armağan etmişti&#8230;&#8221;</strong> (Yeni Asır, 11 Nisan 1998)</p>
<p>Bu satırlarla tanımlanan TARİŞ Genel Müdürlüğü görevinden 1980&#8242;de alınan Gönenç, Danıştay&#8217;daki davasını 1988&#8242;de kazanınca, 1992&#8242;de İzmir Sanayi ve Ticaret Müdürlüğü&#8217;ne atanmıştı.</p>
<h3><strong>Dicle&#8217;de yüzerken</strong></h3>
<p>Erdinç Gönenç, <strong>&#8220;Bana Mülkiye&#8217;ye giriş sınavını kazandıran okul&#8221; </strong>diyerek andığı <strong>&#8220;Diyarbakır Ziya Gökalp Lisesi&#8221;</strong> ndeki 1955-58 yılları için diyor ki: <strong>&#8220;En yakın arkadaşlarımın etnik kökenlerini bugün de bilmiyorum; çünkü hiç önemi yoktu. Dicle&#8217;nin buz gibi sularında hep birlikte yüzerdik. Üç yıl boyunca Kürt-Türk-Sünni-Alevi ayrımı bilmeden yaşadım&#8230;&#8221;</strong></p>
<p>Peki ne oldu da bu <strong>&#8220;gerçek&#8221; </strong>yaşanmışlıklar, şimdi neredeyse hayal bile edilemeyecek hale geldi? Yanıtı yine Erdinç Ağabey&#8217;den: <strong>&#8220;Bizim neslin yaşadığı değişimi, insanoğlu önceden hiç yaşamadı&#8230;&#8221;</strong></p>
<p>Bunun ne anlama geldiğini <strong>&#8220;İzmir&#8217;im&#8221;</strong> den okumanız için <a href="http://www.erdincgonenc.com/">www.erdincgonenc.com</a>&#8216;u ziyaret etmeniz yeterli&#8230; Erdinç Ağabey&#8217;in anılarına, sadece posta bedeli karşılığında armağan edilecek kitapla kavuşabilirsiniz&#8230;</p>
<p>Oktay Ekinci (Cumhuriyet - 29.08.2007)<br />
<a href="mailto:ekinci@cumhuriyet.com.tr">ekinci@cumhuriyet.com.tr</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erdincgonenc.com/?feed=rss2&amp;p=53</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
