Skip to main content

FELSEFE ve FİLOZOFLAR

AKIL LOGOS (Gelişen insan aklı)
Evrensel mantık, mantık doğa yasası, zıtlardaki bütünlük.

KELAM
Helenizm, İ. Ö. 4. Yüzyıl ile İ. S. 400 yıl arasıdır. Büyük İskender’in öğretmeni Aristotales, Roma döneminde, Geç Antik çağda yaşamıştır, o dönem İskenderiye Kütüphanesi kurulmuştur.
Monaizim (bircilik) = Politika ile ilgilenmiyorlar.
Dualizm (ikicilik) . = Platon, 1180 Markus Airelius, 104 Çiçero (Hümanizmi) buldu.
Stoacılar = Dinginlik, acıya dayanmak, isterler.
Kınikler = Dış özelliklere itibar etmezler, kaderden şikayet etmezler.
Stoacılar = Avgustos, Hümanitos, Kozmopolitos, Zıtları
Hazcılar = Bolluk ve Uğur isterler, meyveleri pişirerek yerler, mersin yaprağını çok severler.
Yunan mitleri = Zeus, Apollo, Hera, Athena, Diyonisos, Asklepios, Herakles, Hefaistos.
Homeros = Tarihçi, mitleri anlatıyordu.
Ksenofanes = mitleri eleştiriyordu. İlk yunan filozofları, doğal süreçlere, doğal açıklamalar getirdi. Tüm değişimlerin arkasındaki özü arıyorlardı. Bir kaç yüzyıl sonra Aristotales yaşadı.

STOACILAR
(Naturam sequi zanon) = Doğaya uygun davranarak.
Şimdi geçmişle geleceğin bağlantısıdır. Antik yunanlılar kadere inanmıyordu. Delphoide Apollon tapınağında Pythia (kadın rahibe) kehanette bulunuyordu. Tapınak girişinde (Kendini bil) yazısı vardı.

ARİSTOTALES
İ. Ö. 322 Makedonya
STOACI. 3. Büyük filozof.
Hiç bir iyilik, sahtelikle bir arada gitmez. Evrenin sırrını hammaddeden yola çıkarak aramaktan yorgun düşmüş bizler, sonsuzu bulmak için, yeni bir yol seçtik, kendimize dönerek, yeni bir dünya yarattık. Ey dostlarım, dünyada dost yoktur. Kah evren, kah ruh. Özdek bir şeyi oluşturan, madde, biçim ve şeylerin, kendine özgü özellikleri vardır. 1. Ereksel neden (özdeksel neden, yağmur) dünyanın su ihtiyacı 2. Mantık, kavramlara bir düzen getirdi, (Şehir, Bitki, İnsan oyunu) , canlı, cansız, zıtlığı, (Tanrı doğa merdiveninin mutlak tepesi) 3. Etik arzu ve istekler, özgür ve sorumlu vatandaş, araştırmacı ve filozof, bu koşullar varsa Mutlulukta vardır. İnsan ilişkilerinde (altın orta) olmalıdır. Ne korkak nede çılgınca atılgan, sadece cesur, ne cimri ne de savurgan, sadece bonkör, yemek konusundada aynı şey, Yalnızca dengeli ve ölçülü olarak, mutlu ya da uyumlu insan olunabilir. Doğal hak insanlar içindir. İnsanları sınıflara ayırıyor. Her şeyde Altın Orta ölçüsünü kullanıyor. (Büyük İskenderin öğretmeni) . Kişi varlığını ancak toplumda gerçekleştirebilir. (PHYSEİ ZOON POLİTİKON) . Aristotales.

CESAR İ. Ö.
356-323
İskender, dünyanın dört bir tarafını kasıp, kavuran, iki yangın, iki seldi. İskenderin ahlakı: Doğruluk, nefsine hakimlik, cömertlik, sözünde erlik, yakınlarına sevgi, düşmanlarına insanlık, iyilikleri, tabiatının kötülükleri, talihinin, ya askerlik değerleri, atılganlığı, tedbirliliği, sabrı, disiplini, ustalığı, mertliği, güzelliği o genç o dinç o alev gibi yüz o dimdik baş o aslanca duruş.

ANAKSİMANDROS
Her şeyin özü, su değil belirsiz bir şey.

ANAKSİMENES
Her şeyin özü, hava yada uçucu madde.

ARİSTİPPOS
Epikuras, Atina okulunda, Demokritos’un atom öğretisi.
(Bahçe filozofları, (Ey yabancı, burada, mutlu olacaksın, burada haz en üstün iyiliktir. Yaşam hazzı = kendini denetleme, Kanaatkarlık, ruh dinginliği, dine karşı ve batıl inançlara karşı (Gizli yaşa) , politika ile ilgilenme, bu anı yaşa.

PARMENTES
Akılcı ve vicdanı öncelikle düşünen.

PLATİNOS
Hayatın gayesi faziletdir, diyen.

EPUKURES. (Lapseki)
Bu anı yaşa, der.

PİSAGOR
Evren bir sayı uyumudur. İçinde ışık olmayan evde konuşmayınız, Çorak tarlaya tohum saçmayınız.

HESİOD
Yarım bazen bütünden çoktur.

PLATON (EFLATUN)
Atina akademia. İ. Ö. 347
Doğadaki her şey ideaların birer gölgesidir, gerçek felsefe sağlam irade, inanç ve dürüstlüktür, inancı değişik yönlere dağıtır. Sağlık, güzellik, kuvvet ve zenginlik ve bu bütün iyi dediğimiz şeyler, insanın doğrusuna ne kadar yaraşırsa, eğrisine de o kadar yaraşmaz. Kötü dediğimiz şeylerde, tersine insanın eğrisine yaraşır. Bedenler doğar ama var olamaz. Akılca ve ruhça zayıf olanlarla tartışma, önemli şey konuşma. Diyolog yazdı, mutlak değişmez olan ile değişen arasındaki ilişkiyi, bulmaya çalışıyordu. İnsan ahlakı ile toplumun değerleri, idealleri, her şeyin değişken olduğunu söylüyordu. Ortak bileşen şeyler değişmez, örnek, resimler, Kalıplar, buna Platonun idea öğretisi denir. İnsan vücudu, Madde ruh da idealar dünyasındandır. Eros = Sevgi demektir. Ruh sevgi ile idea dünyasına çıkar.
Vücut. Ruh. Erdem. Devlet
Baş. Mantık Bilgelik. Yöneticiler
Göğüs. İstem. Cesaret. Bekçiler
Karın. Arzu. Ölçülülük. Tüccarlar.
Kadınlarını yetiştirmeyen bir devlet yanlızca sağ kolunu çalıştıran bir insan gibidir. Çocuklara, babalarının yeteneklerine göre değil, kendi yeteneklerine göre meslek bulmalı. İdealizm = ruh ölümsüzdür. Maddeler, evrensel akıldaki örneklere göre şekillendirilmişlerdir. Gerçek olan sürekli ve kalıcı olan düşüncelerdir. Maddeciliğin karşıtı idealizm. Tez- Antitez = Sentez Düşünceleri, kendilerinden çalınan kişiler kandırılan, unutulan, birinde zaman diğerinde söz, onlar fark etmeden, düşüncelerini soymuştur. Acının ve derdin etkisiyle düşüncelerini değiştirmek zorunda bırakılanlar, büyünün kurbanları, haz ve korkunun büyüsü, farkında olmadan, kötülük Biriktirmek içinde, kocaman bir kötülük yığını yaratmak. Benim Vücudum, aklım, iyiliği, umudu destekler, hareketlerimin, evrensel çabayla, işbirliği yaptığını gösterir. Sükun, Güç, Özgürlük = Mutluluk. Biz toplum için, gerçek koruyucular, herkesin mutluluğunu sağlayan, onlara hiç bir kötülük yapmayacak, usta yöneticiler arıyoruz. Hiç bir savaş el altından yürütülemez, eşit silahlarla karşılaşalım, yalanla, gerçek serbest kalınca, yalan hiç bir zaman tutunamaz. Namusluluk ve Özgürlük, yapınızı mertçe ortaya koyunuz. Kafası din eğitimi ile dolu çocuk, düşünce kargaşalığına düşecek ve acı çekecek. savaşa ve yoksulluğa düşmesinler diye gelirlerinin üzerinde, çocuk doğurmayacaklar. ordu ve para çökerken, vergiler artar, pazar alışverişi azalır. Çobanlar bolluk ve rahatlıkla yaşar. Toplum çürür, görünüş, gerçeğe üstün gelir, talihin ataklarını, üzüntü bağırışlarını, İyileştirici sanalla uzaklaştırmak, fayda vermez. Sağlıklı ülkelerden sağlık getiren meltem (Sözün rüzgarı her nereye eserse) .

SOKRATES
(Sosyal adalet) İ. Ö. 399
Tek bir şey biliyorum, o da hiç bir şey bilmediğim.
Neyin doğru olduğunu bilen ve öyle davranan insan mutludur.
En korkulan kişi, soru soran kişidir. Birisi için seyahat onu hiç değiştirmedi demişler. Oda: Gayet tabi, çünki kendisinide beraber götürmüştür demiş. Tanrılardan biri, hazla elemi, birleştirip, karıştırmak istemiş, bunu başaramayınca, ben şunları kuyruklarından birbirlerine bağlayayım demiş.
Otuz zalimler seni ölüme mahkum ettiler! – Sokrates: Tabiatta onları demiş. Nasıl doğuşumuz bizim için, her şeyin doğuşu olduysa, ölümümüzde her şeyin ölümü olacak, öyleyse yüz sene daha yaşayamayacağız diye ağlamak, yüz sene önce yaşamadığımıza ağlamak kadar deliliktir. Ölüm uzun ömürle kısa ömür arasındaki, farkı kaldırır. Çünkü yaşamayanlar için zamanın uzunu kısası yoktur. Sokratese felsefe görüşlerini Diotima adlı bir kadın kazandırmıştır. Symposion adlı diyolog. Ben ebeyim ama kendim doğuramam ama doğurturum. Sokrates hiç yazmamıştır. Sokaklarda insanlarla konuşurdu, ders vermezdi, soru sorardı, yanlışı ve doğruyu, o şekilde buldururdu. Bilgi insanın içindedir. Mantığını kullanarak kendinden bir şey öğrenebilir derdi. Cahili oynardı, aptal görünürdü. Bir şey bilmiyormuş gibi yaparak, insanları mantığını kullanmaya zorlardı. Sokrates kendi vicdanını ve doğruyu hayatının önüne koydu.
Kubbe ile birlikte dönünce, dışardaki gerçekler görünür, ruhu yöneten aklın, görebileceği gerçek, asıl bilginin yurdu olan gerçek, insan ölümsüz düşünceleri izlemek yetisini gerçekleştirirse, gerçeğe ulaşarak ölümsüzlüğe katılır. Yüceliği korumuş insan, mutluluğu elde eder. Yücelik ve ölümsüzlük hareketleri Evrenin düşünceleri ile onun yuvarlak hareketleridir. Düşünen ilk özüne uygun bir biçimde benzetilir. İde nin üstü = Büyük aydınlık yapı, insan doğanın aklına seçimine uymaya mecburdur. Değiştirirse kendisi yok olur. Açık seçik doğa bilgisi insana yaşamak ve mutlu olmak için en doğru ölçüyü verecektir. İnsan idrak ediyor ve irade ediyor. Askerlerin evleri zengin tüccar evleri gibi olmamalı. Adalet paranın kullanılmadığı durduğu zaman için, yararlı. İster kutsal olsun, ister din dışı ister kamusal, ister özel, başkalarına ait olan şeyleri, azar azar değil, bir çırpıda ve güç kullanarak almak, tiranlığın ta kendisidir. Ne adaletsizlik yapalım ne de adaletsizliğe uğrayalım. Kaba ve acımasızca konuşanlar, adaletsizliği övenlerdir. Toplumun yapısal, toplumsal gerçeklerinin, yasalarını bulup meydana koymak gerekir. Toplumun gerekleri, gerçekleri kaynakların denkliği, kazanç için değil kullanmak içindir.

PANTHEİSM
Tanrı evrenin toplumundan başka bir şey değildir.

DEMOKRASİ FELSEFESİ

TARİHÇİ HEREDOTOS
(Ebedi mavilikler ülkesi-Bodrum) Egeli İ. Ö. 424
İ. Ö. 450 yılları Atina’da insan ve insanın toplumdaki yeri önemliydi. Doğa felsefesi yerine, insan önemli olmuştu. Meclis ve Mahkemeleri ile demokrasi oluşmaya başladı. Demokrasinin ön koşullarından biri kişilerin eğitimden geçmeleri idi. Genç bir Demokrasinin öncelikle halkı eğitmesi gerekiyor. Retorik (konuşma) sanatı yunanistan kolonilerinden öğretmen, filozof sofistler geldi. Uzman kişiler evrenin gizleri kesin olarak çözülemez diyorlardı, bu görüşe şüphecilik denir.

HİPOKRATES
İ. Ö. 460 Kos’lu (Altın Oran)
Bahçesinde adaçayı yetişen neden ölsün. Aşırı olmayan sağlıklı hayat. Dengeli, altın oran, sağlam vücüt sağlam kafa.

DİOGENES
İ. Ö. 400 Stoacı. Kaderci. (Kinik felsefe) .
İnsanlara az değer veriyordu, ama kovmuyordu, hiçe sayıyordu
Gölge etme başka ihsan istemem. . .

PERMENİDES
İ. Ö. Elea. Hiç bir şey, yoktan varolmaz.

TİBULLUS
Issız yerlerde, kendin için bir alem ol.

ANTHOTENES
İ. Ö. 400 (Delphi) . (Kinik)
Kanaatkarlık öğretisi.

STRABON
(Datça) Yarımadaların en güzeli üzerinde, tanrıçaların en güzeline adanan belde.

JUVELANİS
Yüksek mevkilerde, sağ duyuya az rastlanır, Melantius’a Dionysios’un bir tragedyası hakkında, ne düşündüğünü sormuşlar, laf kalabalığından tragedya’yı göremedim ki demiş. Büyüklerin nutuklarına, hüküm verecek olanlar, şöyle diyebilirler: Bu kadar ciddilik, büyüklük ve şatafat içinde, sözlerin gerçek anlamları anlaşılmıyor ki, Bilgiçlik çok yüksek mevki ve şöhretlerle de bir araya geldimi büsbütün tehlikeli oluyor.
Mutluluk, ruh ve beden rahatlığıdır. İyi niyetler, ölçüsüzce yönlendirildiği zaman insanları, çok kötü sonuçlara götürür.
İç savaşlarda tutulacak, en sağlam yol, şüphesiz, memleketin eski dinini ve düzenini, sürdüren yoldur. Bir çokları var ki, tutkuları yüzünden, aklın sınırları, dışına çıkıyorlar. Haksız, hoyratça ve çılgınca davranıyorlar. Bazılarda düzenden faydalanıp, özel kinlerini boşaltıyor, cimriliklerini doyuruyorlar. Yalakalık yapıyorlar. Dinlerine ve kanunlarına, gerçekten bağlı olanlarsa, Yurtlarında barışı ve güveni kutsal bir sevgiyle yaşamak isteyenlerdir. Bizden yana olan kitaplara, yalan övgüler buldular, Bize karşılarınsa, her yaptıklarını, toptan lanetlediler. Bu kargaşanın bilimlere ve sanatlara verdiği zarar, barbarların Çıkardığı bütün, yangınlardan, daha büyük olmuştur.

VERGİLİUS
Açtıkları yaralarda canlarını bırakırlar.

SENEKA
İ. Ö. 65. (Eşitlikçi)
İnsan, insan için kutsaldır. Saadet bile haddini aşarsa, azap olur. Yitirdiğimiz dostların hatırası, çok eski bir şarabın, acılığı gibi mayhoş elmalar gibi, hoşumuza gider. Bize verdiği hayatı kemirmeye başlar, ilk saatimiz. Tehlikeyi düşünmeyecek kadar
hastaydım. Kendine dost olan bilsinki, herkesede dosttur.
Filozofi yapmak, şüphe etmektir. Vicdanımız, bizi günah işlememeye, isteklerimiz azaldığı için değil, aklımızın gerekleri
ne uyarak, zorlamalıdır. Her gün bildiklerime, yeni birçok şeyler
katarak yaşlanıyorum.

PROTHAGORAS
İ. Ö. 420. Sofist şüphecilik, sayı mistikliği, vicdan, mantık.
İnsan her şeyin ölçüsüdür.

ANAKSAGORAS
İ. Ö. 500. İ. Ö. 428. Mora Atinalı
Tüm her parçada, kendini gösterir. Her şeyin düzen ve davranı
şını , sonsuz bir güç ve akıl, yönetiyor. Tohum ve öz, ruh ve akıl.

HERAKLETİOS
İ. Ö. Ephesos. Stoacı
Her şey akar, her şey karşıtı ile gelişir. Yer ve Gök. Aynı ırmakta iki kez, yıkanılmaz. Ruh ve madde arasında, fark yok.
Evreni dolduran hareket = Aşk x Nefret

EMPEDOKLES
İ. Ö. 434. Sicilya
Aşk nefreti yenecek, bütün maddelerde, birleşme olacak.
Sevgi ve Çatışma. Tanrılar, dört unsuru kullanıyor, her şeyi
bunlar yapıyor: Ateş, Su, Toprak, Hava. Madde ile Güç

DEMOKRİTOS
İ. Ö. 370. -270 Abdera kadere inanmıyordu, 100 yaşında öldü.
Var olan tek şey, atomlar ve boşluk, amaç yoktur, doğa mekanik
tir. Güneş, ateşten bir küre dediği için, Atina’dan kovulmuştu.
Bilinç, ruh ve beyin yok olunca, oda yok olur.

HORATİUS
İ. Ö. 300 Kıbrıs. Zenon Stoacı
Kusur korkusuyla, suç işliyoruz.

JULİANUS
(Laik, vergileri kaldırmış)
Titizlikle istediği, bu vicdan özgürlüğü, ayrılmaları yaymak, herkesin, kendi inancına, korkusuzca, bağlı kalabilmesi gerekiyordu. İnsanlar, bilgeliğe erse, herşeye , hayatına, yararlı ve gerekli olduğu ölçüde, değer verir. Dürüstlükle, yürek temizliği, eski Roma ‘nın ayrıcalığıdır. Çünkü o şaşılası bir, sadelikte yaşamasını bilmişti. Giritliler, çocuklarının eğitimini, kanunlara bağlamışlardır. Bir devlette her şey çocuk eğitimine bağlıdır.
Dayaktan sersem olmuş, nice çocuklar vardır, ama sanki bu sakatlar, bu sersemler, bizim toplumumuzda yaşamıyormuş gibi. Hiç bir şey, öfke kadar, insan düşüncesini, sapıtamaz.
Öyleyse, neden, babaları, hocaları, öfkeli iken dövmekte serbest bırakıyoruz. Artık bu eğitim olmaktan çıkıyor. Öc almak oluyor.
Ceza çocuklara verilen bir ilaç sayılmalı. Kızdığımız zaman bağıran, konuşan biz değiliz. Hırsımızdır. Hırs içinde, suçlar büyüdükçe, büyür, Ağırbaşlı ve ölçülü cezaları, suçlu kolay kabul eder, ve faydasını görür.

HORATİUS
Olgun kendisine hakim öylesineki
Ne yoksulluk korkutur onu ne ölüm ne zindan
Tutkulardan sıyrılmış şereflere gözü tok
İçine kapanmış toplanmış yalın bir küre olmuş
Pürüzsüz yuvarlanır bir başına
Talihe tutamak vermeden hiç yenilmeden
Bilge kendi mutluluğunun ustasıdır.
Gösteriş için, konuşmada, bilinmedik, kelimeler, duyulmadık düşünceler kullanılmamalıdır.

ÇİÇERO
Roma Stoacı. (Hümanizm, sosyal ahlak)
İnsanlar kendi kusur ve sefaletlerini, göklere çıkaracaklarına tanrıların değerlerini yere indirip kendilerine mal etselerdi. Ayrı ayrı bakınca değer vermediğimiz kimselere bir araya geldikleri zaman değer vermekten, daha büyük budalalık olurmu ?
İki insanın hayatını yaşayacak olsam bile, lirik şiirleri incelemeye vakit harcamam. Horentiusun belagatini öne sürdü, Arşimed’in mezarını üç yüz yıl sonra, buldu. Çıkarı için değil, mertlik şanı için yaşadı. Adalet zamanı, başka savaş zamanı başka, çünkü yurt bütün ödevlerin üstünde değildir ve yurttaşların yakınlarını sevmesi yurdun yararınadır. Sütü bozuklarla, kana susamışlara, hainlere haklı görünerek cinayet işleme fırsatı vermeyelim. Öylesine azgın amansız bir adaleti bırakalım, daha insanca davranışlardan örnek alalım. O felsefeyi gökyüzünden şehirlere indirdi. Tek bir soru, bin cevaptan güçlü olabilir. Mantığa güvendiği için akılcıydı. (Vicdan doğruyu gösterir. İç ses) Doğru bilgi, doğru eylemi gerçekleştirir. Aklımızın iyiye ermesi, bilgi işidir. Kişiler bilmedikleri için, kötüdürler. Doğru ile yanlışı ayırma yeteneği, insan mantığında yer alır. Doğru davranan insan mutludur. Avrupa uygarlığı : Politika, Demokrasi, Ekonomi, Tarih, Biyoloji, Fizik Matematik, Mantık, Teoloji, Felsefe, Ahlak, Pisikoloji, Teori, Metod, İdea, sistem. Dostluk, ancak iyi insanlar arasında, gerçekleşir. İyi sayılmak için, dostluk, dürüstlük, hak severlik ve cömertlik yolunu tutmak yeter. Dostluk, sürekliliği, gerektirir. Dostluk her alanda uyuşmayı gerektirir. Dostluk sadakatı gerektirir.
Gerçek dostluk, öiümsüzdür. Dostluk, akıllılığı gerektirir. Dostluk birliği gerektirir, Erdemsiz dostluk olmaz.

EPİVEROS
İ. Ö. 336-264 Zennon
Mutluluk için aç kalmamak, susuz kalmamak, üşümemek, insanın amacı, salt sükun halinde yaşamaktır. Övünelecek tek bağlılık, dostluk, kardeşliktir. İnsanı, mutlu kılan, akla uygun ve sade alışkanlıklar arayabileceğimiz ve sakınabileceğimiz şeyleri iyice ölçebilen, ruha rahatsızlık veren, yanlış inanışları, söküp atabilen, bir akıldır. Bu söylediklerimizin ilkesi, iyiliklerin en büyüğü, bilgeliktir. Bilgelik, namus ve doğruluk olmaksızın mutlu olunamaz. Bilgimiz, sonsuz değişmenin içinden, günlük yaşayışımızda yararlanabileceğimiz, değerleri ayıklamaya çalışıyor. Bilim mutlu yaşamak için, istenmektedir. En yüksek erdem, iyi ve mutlu yaşamaktır. Mutluluk, teorik ve pratik erdemi karıştırmaktır. Bilgi doğaya uygunsa, doğrudur.
1. Doğru seçme. 2. Sabırla katlanma. 3. Ölçülü olma.
Adaletle üleştirme. Doğaya uygun davranmak . Açık seçik doğa bilgisi, insana yaşamak ve mutlu olmak için, en doğru ölçüyü verecektir. Doğanın çocukları olan insanlar, kardeştir. Eşit ve bağımsızdır. Bireyler, hümanist ve kozmopolit olacaktır. Mutlu yaşamak için, kuşkuyla titrememek gerekir.

OVİDİUS
Kendi üstüne bildikleri ile ruhumuz, umut yada korku duyar yaptıklarından, kurnazlıkların, para etmediğini, gördümde güldüm, insanın son gününü beklemeli her zaman, mutlu denmemeli ona ölmeden cenazesi kaldırılmadan.

JUVENALİS
İlk ceza odurki, hiç bir suçlu, kendi yargıçlığından, kurtulamaz.

MATTİALİS
Her yerde olan hiç bir yerde değildir.

ALKEMON
Güneş, Ay, Yıldızlar, ve ruh Tanrıdır.

SOLON
(Hermes)
Talih, ne kadar, güler yüz gösterirse göstersin, ömürlerinin son günü geçmeden, insanlar mutlu sayılmamalıdırlar. Çünkü insan hayatı, kararsız, değişkendir. Ufacık bir eylem yüzünden, bir halden , bambaşka bir hale geçiverir. Her gün bildiklerime, bir çok şey katarak yaşlanıyorum.

TERENTİUS
Bütün umudum kendimde, kendi yükünü, taşıyabildiğin kadar kendin taşı ve kimsenin yardımına muhtaç olma.

SCİPİO AEMİLİNAUS
Vatanını kurtarmak için bile bir adamı, sorgusuz sualsiz, öldürmeyi doğru bulmazdı.
-Genç hazırlanmalı, ihtiyar yaşamalı.
Her gün hayata yeniden başlıyoruz. Çocuğa daha akıllı ve daha iyi olmasına yarayacak şeyleri öğrettikten sonra mantığın, fiziğin, geometrinin ne olduğunu anlatırız. Böylece kafası işlemeye başladıktan sonra, seçeceği bilimin kolayca hakkından gelebilir. Hiç bir kazanç başkasına zarar vermeden, sağlanamaz. Tüccar, gençliğin, sefahata düşmesinden, çiftçi buğdayın, pahallılanmasından, Mimar evlerin yıkılmasından, Hukukçu insanların kavgalı olmasından, Din adamları , bizim ölüm ve kötülüklerimizden, Hekim, dostlarının bile sağlığından, Asker, yurdundaki barıştan, Her şeyin doğması beslenmesi, çoğalması, başka bir şeyin, bozulup çürümesi oluyor.

LUCRETİUS
Zevk’in kaynaklarında, öyle acılık varki, çiçekler arasında bile olsa, boğazımızı yakar, işte o zaman içten sözler dökülür, yürekten maske düşer, yüz kalır ortada. İnsanlar, yaşatarak yaşar, birbirlerini ve hayat meşalesini, birbirine devreden koşucular gibi: Ölmek sizin yaratılışınızın şartıdır. Ölüm sizin mayanızdır. O zaman ne hayatı ararız, ne de kendimizi. Varlığınızdan hiç bir şeye özleminiz kalmaz, Hayatın değeri uzun yaşanmasında değil, iyi yaşanmasındadır. Her kes aynı akışın içinde sürüklenmiyormu? Ruhlarımız 20 yaşında ne olabileceklerini belli eder. Vakitlerini iyi kullananlarda bilgi ve görgü birlikte olgunlaşabilir. Bazen vücut bazen ruh ihtiyarlığın esiri oluyor. İhtiyarlık kendini belli etmediği için çok tehlikeli bir derttir. İnsan bu derde farkında olmadan düşer.

PİLİNUS
Herkes kendisi için iyi bir derstir. Elverirki insan kendini yakından görmesini bilsin.

HORATİUS
Mademki vakitsiz ölüm seni
Ruhumun yarısı olan seni alıp götürdü
Yeryüzünde varlığımın yarısından
En aziz parçasından yoksun yaşamakta ne anlam var
O gün ikimiz birden öldük.
Hiç bir şeye şaşmamak işte budur numacius seni mutlu kılıp mutlu tutacak olan. Düşüncelerimizin aynası hayatlarımızın akışıdır.

MARİUS
Silahların sesi yasaların sesini duymaya engel.

ERASMUS
En büyük mutluluk, insanın kendinden hoşnut olması, elindekilerle yetinmesidir.

LUCRETİUS
Eski yunanlılar, Romalılar, sanatlarını ve erdemlerini o ülkenin erdemleri ve sanatları ile karıştırsaydı, onların vahşi yanlarını tatlılıkla törpülerler, kardeşçe bir toplaşma ve anlaşma, bir evrim olurdu. Halkları büyük değişikliklere uğratacak eller tohumları güçlendirseler, toprakları işletseler, şehirlerin donatılmasına, yardım ederlerdi. Halkları, erdeme ve sanata hayran ederlerdi. Öğrenmeye susamış ruhları, kazanırdık.
Makina zaferleri bunlar. Hiç bir zaman, kazanç tutkusu, hiç bir zaman haksız sömürü, insanları böylesi korkunç bir kinle birbirine düşürmemiş, bu kadar yürekler acısı kıyımlara yol açmamıştır.

HOMEROS
Tarihçi Argon. (İzmirli)

PYTAGORAS
Madde akıcı ve geçicidir. Bütün nesnelere dağılan bir ruh bizim ruhumuzda ondan kopuyor.

EPİHARMUS
İnsan düşünce ile görür ve duyar, herşeyden faydalanan her şeyi düzene koyan, başa geçip yöneten düşüncedir. Geri kalan her şey, kör, sağır, cansızdır. çocuğa, kendiliğinden, hiç bir şey yapmak özgürlüğünü vermemekle, onu korkak bir kök haline sokuyoruz. Ezber bilmek, bilmek değildir.

ANTİSTHENES
Erdem, kendisiyle yetinir, ne kurallara başvurur, ne laflara, ne gösterişlere.

VERGİLİUS
Öldürücü yara, bağrınızda kalır.

PERMENİDES
Hiç bir şey yoktan varolmaz. Devinim nesnelerde olmaz. Göğü ve Dünyayı ışığın kızgınlığıyla ayakta tutan bir çember.

CATULLUS
Kadehime eski Falernum şarabı döken çocuk Daha acısından getir bana.
Zekamızı olaylara ve Dünya işlerine daha elverişli bir hale getirebilmel için, biraz ağırlaştırmak, onu bu karanlık ve bayağı hayata uydurmak için karartmak ve bulandırmak lazımdır.

QUİNTİLİANUS
Kaderin insanlara bir başka lütfuda namuslu işlerin aynı zamanda en faydalı işler olmasıdır.

TALES
Tanrı her şeyi, sudan yaratmış, bir güç. Her şeyin özü su.

TİMON
(Atinalı) Lanet okuyordu. Batmamızı istiyordu. Kendileri kötü olanlar, kötü bir eylemden çıkar sağladıktan sonra, işe biraz doğruluk katarlar, vicdanlarını temizliyormuş gibi. . Kötülüklere alet ettikleri kimselerin ölmelerini isterlerki, bu yüz karası işlerin tanıklığı silinsin gitsin. Felsefe, bizi başkası için değil, kendimiz için, güçlü görünmek için değil, güçlü olmak için yetiştirir. Her gün yaptığımız şey, özlemlerimizin ardından, tesadüflerin rüzgarıyla, sağa, sola, yukarı, aşağı gitmektir. Raslantıların rüzgarı, insanı keyfinin istediği yere götürebiliyor. İnsanların düşüncesi Zeus’un onlara verdiği değişik gün ışıklarına benzer
Her varlık için, en değerli, ve en yüksek varlık, kendininkidir. öfke ve kin doğruluğun dışındadır. Bana güvenilen bir sırrı kutsal emanet gibi saklarım ama sırları elimden geldiği kadar bilmemeye çalışırım. Düşünce ve Sanat adamları, sözleri ve yazılarıyla dile değer kazandırırlar. Dile yenilik getirmekten çok onu bükmek, imkanlarını çoğaltmak, gücünü arttırmak yoluyla yaparlar. Yeni kelimeler getirmezler, Onları zenginleştirirler,
onlara, alışılmamış bir çeşni verirler ama bunu dört bir yanı düşünerek, ustalıkla yaparlar. Gerçek, ihtiyarlamakla, akıllı olmaz. Kitaplar: Bir insanın, değerini anlamak için, kendinden ne kadar, memnun olduğunu, söylediklerini, yaptıklarını, kendini ne derece beğendiğini sorarım. Hangi eseriniz sizi tam veriyor. Değerinizin hangisiyle ölçülmesini istiyorsunuz. Eserinizde, en güzel, bulduğunuz nedir. Onda da beğendiğiniz yapısındaki, hoşlukmu, kullandığınız malzememi, bir buluş, bir düşünce, bir bilgi mi?Bir eser, kendi gücü ve talihi ile onu yapanın buluş ve bilgi gücünü aşabilir. Değerlerinde yazarın payı olması gerekir.

TACİTUS
İyilikler, insana, karşılığını verebileceğini, sandığı sürece, hoş gelir. Bir adamın, en değerli en kişisel, tarafı ruhunun asıl gücünü ve güzelliğini anlayabilmek için, kendinden olan ve olmayanı ayırt etmek, kendinden olmayan şeyleride nasıl seçtiğine, düzenlediğine, nasıl bir şekil, ve dil kullandığına bakmak gerek. Ya söylediğini, başka yerden almış ve daha kötü bir şekle sokmuşsa, bütün yaptıkları ve düşündükleri çok
haksızca da olsa ceza görür ve yitirilir, ama iyi insandır. Yasalara uyan işler yapmış, öyle kişiler vardırki, iyi insan diye övülmeyi hak etmez. Gelecekteki playlar aradında, öyleleri bulunacaktırki, bizim, hayattan alıp, kitaba koyduğumuz, olay lardan hiç birisine benzemiyecek, yeni maddeler koymayı gerektirecektir. En iyi kanunlar, en az ve öz , en genel olanlarıdır. İnsan iş görmeli yaşama çabasını, uzatabildiği kadar uzatmalı,
ister sözle olsun, ister davranışla, zorbalığın, her çeşidinden nefret ederim.

SYRUS
Acı masuma da yalan söyletir. Suç işlediği henüz, şüpheli bir insana, işkence etmek, ötesini , berisini koparmak, korkunç, canavarca bir şeydir. Öldüresiye işkence etmekle, ölüm cezasını önceden vermiş ve uygulamış, olmuyormusunuz?Nasıl şükrediyorum, Tanrıya, varımı, yoğumu, bana aracısız vermiş, beni yanlızca kendisine borçlu kılmış olduğu için. Nasıl yalvarıyorum ona gece gündüz, beni hiç bir zaman, kimseye karşı ağır bir minnet altına sokmasın diye. Ne mutlu bir özgürlükle bunca zaman yaşadım, onunla bitsin ömrüm.

EPANİNONDAS
Ün değerin öz unsurlarından değildir. Dayatış ve yürek, bilginin ve aklın olgun bir ruha aşıladığı, cinsten olmalı. Tutkunun doğurduğu cinsten değil. Kazandığı, zaferler, ne şartlar, altında kazanıldığı düşünülürse, hem çetinlik ve büyüklük, hemde yiğitlik ve askerlik bakımından, oonların, zaferleri kadar değerlidir. Onun kadar, çok bilen ve az konuşan adam yokmuş. Pythagoras okulundandı. Ahlaklı ve vicdanlı, erdamli, ve bilgili,
sürekli ve aynı derecede yükseldi. Yanlız, o insan hayatının her yönünde, devlet işlerinde, kendi işlerinde, savaşta ve barışta, şerefli yaşayıp, kahramanca öldü.

VERGİLİUS
Tıpkı, Venüs’ün sevdiği sabah yıldızının, deniz sularında, yıkanmış, temiz yüzünü, gösterince, karanlıkları dağıtması gibi.

DOĞA FİLOZOFLARI
Parmentes. Ksenofanes. Homeros
Prothagoras. Tales. Vegillus
Sokrates. Anaksimandros. Heraklitos
Platon- (Eflatun) . Anaksimenes. Empedokles
Çiçero. Parmenides. Anaksogoras
Seneka. Empedokles. Demokritos

STOACI Demokrasi Felsefesi
Aristotones. Heredot. Bahçe Filozofları
KINIK felsefe. Hipokrat. Anistipos
Antisthenis. Aristotales. Epukures
Diogenes. HELENiZM. Deskartes
Zenon Yeni platonculuk. 14. Louis
Heraklites. Hegel
Platinos. Marx
Zanon. Nietzche
Angelos Silensos. Sartre
Deskartes1804. Simon, B.
Spinoza
Montesquiev
Hegel. 1804
Voltaire
Rouseau.
Kamus Becet
Kant
Byron. B. Russel
Olympe de Gouges

STOACILAR DİYALEKTİK HAZCILAR
Matematik. Materyalist
Diyonisos. Dualizm
Varoluşçu. Kaderci değil
Politikacı . Bilinmezci
Hümanizm Doğacı
Akılcı
Monolizm

Sokratın, öğrencilerinden, Araşip, Sicilya Kralı Denisisin hizmetine girmişti. Araşip bir gün Diyojen’in yaprak toplayıp yediğini görünce: -Eğer;der Diyojen kralın hizmetine girseydi, böyle yanlızca yaprak yemezdi. Diyojen bunu duyar ve şöyle yanıtlar: Eğer Araşip tercih edip yaprak yiyebilseydi, kralın kölesi olmazdı.

İDRİS -HERMES -HANOK
(Müslümanlık) – (Mısır) – (Tevrat) 3. Peygamber.
İ D R İ S alehisselam-Terzi , kalemle yazı yazdı. Elbise dikti.
İ. Ö. 3000 yılında yaşamış.
Ruhları ölümsüzlüğe götüren, Dünya sınavında, iradelerini kullanarak, güçlerine dayanarak, acı çekerek, elde ettikleri aydınlık BİLİNÇ’tir. Eski Mısır’ın, Tep-Memphis tapınaklarının büyük ve kutsal sırrı, (40 bin yıl) . Işık x Karanlık diyalektiği
Egemen sınıf tanrısı x. Ezilen sınıf tanrısı
Amon-Ra. Aton. İ. Ö. 1365
(Düşünce dinden kopmuş, egemenliğini kazanmıştır.
Ruh ölümsüzlüğü = Bilinç = Aydınlık, güzellik, akıl
Tep ve Mempis Tapınakları
22 sır, Nakış ve Semboller, harfler, sayılar.
Ateş, su, şehvet, sınavı, mezar sınavı
Bilim, güç, inan, kılıç, sükut, kalkan.

Romalı tarihçi Plinus, Sfenks’in derinliklerinde bir salon olduğunu yazmıştı. Kayıtlar Salonu adındaki bu yerde, Atlantis de dahil olmak üzere Mısırlıların tüm bilgi birikimi papürüs tomarlar tomarlar halinde tutuluyordu. Çağdaş arkeolojik araştırmalarda, kimi gizli geçitler ve odacıklar bulunsa da Kayıtlar salonu henüz keşfedilmiş değildir.

Bilmek, bulmak, susmak,
Evrensel akıl = Tümel akıl = Mutlak hakikat

Dünya-Ay. Merkür. Zühre. Güneş
Gümüş orak. Utarit. Aşk. Güzellik, başarı
Doğum, ölüm. Soyluluk
Düşünce. Yol gösterir. Zuhal yıldızı

Merih. Müşteri. Zuhal
Adalet. Bilim. Öiümsüzlük. Aydınlık bilinç.
Tüzenin keskin. Güç asası. Evrensel Akıl Tümel Akıl
Kılıcı. Mutlak Hakikat

IŞIK KARANLIK
Eski Harran gelenekleri tek kadınla evlilik
MELANİLER MUSA – ELOHİM
İRANLI Mani-Kelbiyun. İSA
KINIK-Diogones. Zerdüşt-Tanrı iyi düşünce
Melami Şeyhi-Hamza bali
Kalenderlik-Bursalı Ömer dede Budizm-Hint
Bayramiye-Hacı Bayram. Taoizm
Ak Şemsettin-Şemsiye Tarikatı. Konfiçyus-Çin
Muhammet Nur-7 dereceli tar.
İ. S. 216- 276 – Zerdüşt-Platon-İsa = Mani
İyilik, kötülük çatışması = Uygurlar
Zerdüşt = Mazdek-Her şey ortak-şiiler-Ali
Alevilik-Şiilik
Aton-ELOHİM-ZERDÜŞT-PYTHAGORAS-PLATON
Alevilik Spiritalist-Ruhçu-Materyalist-Maddeci
Azarbaycan-Hürremi- Babek -Mani-Müslüman -Şii
Batini-Karmati-İsmaili
Zerdüşt, güçlenerek, kötülüğü yok etmelidir.
Bilim, madde ile enerjinin, durmadan biçim değiştirdiğini, hiç bir zaman yok olmadığını gösterdi. Pratikle doğrulanmış, evrensel yasalar. Brahma-Vişna-Siva
Pythagoras-Budizm -Dudizm- Ruh göçü, et yememek, bekarlık
topluca yaşamak, kendi kendini yoklamak, derin derin düşünmek, iyilik, doğruluk, bağlılık, adalet.
Mazdek Karmati-Malda, kadınlarda eşitlik.
Karmati -Fatimi-Dürzi.
Şeyh Bedrettin- Eşitlik, kadınlar hariç.
Güzellik+Orantı+Gerçek = İyilik.

T A S A V V U F
Allahı arasan gönlünde ara Mekke’de, Kudüs’te Hac’da değildir. Yunus Emre Her şeye malik ola ve hiç bir şeye malık olmaya.
Su = İlim, hikmet, bilim, bilgelik
Tuz = Tüze, Erdem, Adalet, Fazilet
Türkler, müslümanlığa, sevgi ile bağlanır.

IŞIKÇILIK – İBNİ SİNA
Suhreverdi -Felsefe bir sezgi işidir. Gerçek felsefe, mantık oyunlarına baş vurmak değil, sezgi merdivenine tırmanabilmektir. Gerçek üstün anlayışlı kişiler içindir. Her şeye malik ola ve hiç bir şeye malik olmaya. Bulamayınca şükretmeli, bulunca dağıtmalı, Nefsinle mücadele et, herkese iyilikte bulun, batıla uyma, kudretin varken affet, devletin varken affet, mütevazi ol kimseden mürüvvet ve insaf bekleme, eline, biline diline sahip ol. Su bilim ve bilgeliği, (ilim ve hikmet) , tuz da, tüzeyi ve erdem’i (adalet ve fazilet) gösterir. Suyun yaratıcı ilk unsur olduğunda, Tanrı düşüncesi ve insan düşüncesi, birleşmektedir. Aklı kül-Tanrının aktif faaliyeti. Nefsi kül-Tanrının pasif faaliyeti. Tüm Vücut-Gök, Tabiat, Kanun, Devlet, Zaruret

GAZALİ
Her şeyin doğruluğunu bilmenin, sadece kanıtlara bağlı olduğunu sananlar, Tanrının geniş sevgisinden, yoksun kalmış kişilerdir. Doğayı, doğayla ölçmeliyiz. -Isıyı cıvayla.

ŞEYH BEDRETTİN. (Serezli)
Sosyalist düşünce ve vicdan özgürlüğü doğal düzenin ürünü
dür. Demokrasi, Eylem adamı, Evrensel birliktelik-insan -kültür-toplum-tarih.

İBNİ HALDUN
Tunus – Arap -1334-1406
Evrensel değişme, evrensel evrim, iş ve emeğin değerini vermek lazım. Hüner ve sanayinin gelişmesi toplumsal değişme demektir.
Sosyal adalet-Vergi-sigorta

MANSUR
Ben Tanrıyım. (Melani) -Kendini üstün görmek, böbürlenmek, iki yüzlülük yanlış, kendimizle savaşmalıyız.

CÜNEYDİ BAĞDADİ
Suyun rengi kabın rengidir. Kişi öz varlığını eğiterek, her zaman ışıklandırabilir. (sühreverdi) .

MUHİTTİN İ ARABİ
Tanrıyı görmek isteyenler, eşyaya baksınlar.

GAZALİ
Tanrı ancak, akıl yoluyla bilinir. Kelam-Akıl-Tasavvuf

EBU HANİFE
699-767
Akla uymayan hiç bir kural uygulanamaz, çoğunluğun oyu belirler, Düşünce maddesel kasırganın içinde ve bu maddesel
kasırganın yansıması olarak, sonsuzluk yolunda akmaktadır. Vahdeti vücut insan, sorumludur, kaderci değil. Skolastik imanda neden , niçin soruları sorulamaz.

KUTUP AL AKTAP
Sağ imam. Sol imam
Dört direk. evtatı erbaa
Abdallar. Beşler
Yediler. Rukeba
Kırklar. Müceba
Üçyüzler. Nükela
Aşırı sofuluk, batınilik, fıkıh, Kelam, Düşünsel, Tefsir, Hadis.

SENTEZCİ DİYALEKTİK

MONTEİGNE
Kendi hayatınızı, düşünmeyi, çevirmeyi bildinizmi? Kendinizi göstermek için, büyük fırsatlara ihtiyaç yoktur. En büyük en şerefli eseriniz, doğru dürüst yaşamaktır. Çocukların, ilk 15-16yılı, pedagoklarındır. Geri kalan zaman hayatındır. Bu kadar kısa bir zamanı, zorunlu bilgilere verelim. Üst yanı emek israfıdır. ömrümüzün mutluluğu soylu bir ruh’un rahatlığına, doygunluğuna, düzenli bir kafanın kararlı ve güvenli oluşuna bağlı olduğu için, hiç bir insana, komedyanın, en son ve en şüphesiz en zor perdesini oynamazdan önce mutlu denemez. O perdeden önce, maske takınmış, felsefenin güzel öğütlerine, gösteriş olsun diye uymuş, yada sarsıcı olaylarla, sınanmadığınız için, hep sağlam yürekli, kalmayı başarmış olabiliriz. Ama ölüm karşısında, son rolümüzde, gösterişe yer kalmaz artık, o zaman ana dilimizle, konuşmak dağarcığımızda, iyi kötü ne varsa olduğu gibi ortaya dökmek zorundayız.

HEGEL 1804
Yeni bir düşüncenin, karşıtı bir düşünce, ortaya çıkar, ikisinin karışımı bir düşünceyle, gerilim ortadan kalkar. Buna diyalektik diyoruz. Felsefe Dünya tininin aynasıdır. Her şey sonsuz olarak değişmektedir. (Sentezci) ilk ve son gerçek doğanın içinde. Gerçek aklın kendisidir.
Utangaç x Yüzsüz. Yalancı x Doğru sözlü
Çekingen x Atılgan. Bilgili x Cahil
Sessiz x Geveze. Cömert x Cimri
Kaba x İnce Ahmak x Zeki
Babacan x Aksi Öfke ve Hırs = Zorbalık
Temel Doğa’dır. Düşünce doğanın ürünüdür. Çalışmak kişiyi mutlu kılar. İnsanoğlunun, mutluluğunu artırmak için, hasedi azaltıp, hayranlığı çoğaltmalıdır. Gerçekten doyurucu, olan mutluluk, bütün, yeteneklerimizin tam olarak kullanılması ve içinde yaşadığımız dünyanın, eksiksiz olarak idrak edilmesi ile Mümkündür. Eğer Evren Vatandaşlığının, bilgisine ulaşsaydık kişisel kaderimiz, ne olursa olsun, derin bir mutluluk, yaşadığı
mız sürece, bizimle beraber olurdu. Akıllı kişi aksiliklere katlanmasını bien kişidir. Gerçek aklın kendisidir. Diyalektik.

PROF. EDMUNT HUSSERL
Ruhla madde birdir. Birliktelik, fenomonolijisi, Akıl için özgürlük, Çocuk için özgürlük, Evreni yakalayabilmek için, önce kendimi kavramalıyım.

MONTEQUIEV
Yasama yargı yürütme.

CANT
İnsan her şeyin ölçüsüdür. 1804. Düşünce doğadan önce vardı.

VOLTAİRE (Epiküros)
Bahçemizi işletmemiz gerekir.

ROUSEAU
(Doğacı) 1727-1778. Çok yaşayan, çalışmayan, seneleri sayan değil, hayatı hisseden, duygulu olan kişidir.

KAMUS BECKET
Hümanizm, özgün hayat, özgür bireyler, yabancılaşma, depresif.
Otoriteye karşı çıkış. Ulusçuluk
Aydınlanma düşüncesi. Kültür iyimserliği
Doğaya dönüş. İnsanlaştırılmış Hristiyan
İnsan hakları 1789. Kadın Hakları 1793
Olympe de Gouges = vicdan,
Ödev, niyet ahlakı. Birleşmiş Milletler, fikir Babası.

LİNKOLN
Tarihten, kaçış yoktur. Kendimizden vazgeçmeli, ülkemizi korumalıyız. Fırtınalı zorluklara karşı, çalışmalıyız.

PROF. ALAIN
Bütün yeteneklerimizin, kullanıldığı, içinde yaşadığımız, Dünyanın, eksiksiz, idrak edilmesi, gerekir. İnsan işi varsa ve sevdiği işse, mutludur. Çalışmak, kişiyi, mutlu kılar.

THOMAS JEFFERSON
Ben sık değişime karşıyım ama insan beyni, geliştikçe, kanunlar da değişir.

BERTRAND RUSSEL
Bedenimiz, acısız ve ruhumuz rahatsa, mutluyuz. Evrim bir mutluluk gereğidir. Mutluluğumuz elimizdedir. Bunun için, kendimizi onarmamız gerekir.

BENJAMİN FRANKLİN
(İnsan Hakları, Amerikan Anayasası) O gazetecilikte, ilimde, ekonomide, ve siyaset, alanında zamanından, çok ileride yürüyen bu alanların, her birinde, yeni, yeni çığır, açan adam olmuştur. O insan olarak son derece, neşeli, zeki, yazılarıyla, halka anlatmak istediği şeyleri çok güzel anlatan ve çalıştırdığı insanları, çok iyi kullanan, bir kimse idi.

LOUİS ARAGON
(Felsefe) Kullandığı gerekçeler arasında, gerçek dışı, bağlantılar kurar.

GEOTHE
Üç bin yıllık geçmişinin, hesabını yapamayan insan, günübirlik yaşayan, insandır.

AYNŞTAYN
Ön yargıyı yıkmak, atomu parçalamaktan, zor.

MAHATMA GANDİ
İnsanlığa karşı, güveninizi, yitirmemelisiniz. İnsanlık, koca bir okyanustur, Birkaç damlası, kirli ise, bütün suyun kirli olması gerekmez.

DESKARTES
(Usçu) İnsan bilgisinin, temelinde usun olduğunu, öne sürüyorlardı. Düşünüyorum, öyleyse varım. Duyguları, inançla kovalıyarak düşünmek gerek.

SPİNOZA (Usçu)
Her şeyi, sonsuzluğun, bakışı ile görmek. Gerçekten, varlık yoktur. Mutluluk ustası yoktur. Isındığım için mutlu değilim, ısındığım için mutluyum. 1667

THOMAS MORE
Eserleri (Ütopya, sosyalizm)

SAVGANY
(Roma Hukuku) . Roma hukukunda, bir yaşam ve evrim.
Bütün, çöküş ve geri dönüşler, ana gelişmeyi, gütmektedir. Liberal sosyal adalet, Devletçi plan gerekleriyle kaynak denkliği, kazanç için değil, kullanmak için. Komünist yaşama gerekleri için, ücret yoktur. Biz devleti, bir sınıf, ötekilerden, mutlu olsun diye kurmadık. Biz toplum için, gerçek koruyucular, ona hiç bir kötülük etmeyecek, koruyucular, istiyoruz.

MARKX
Amaç dünyayı anlamak değil, onu değiştirmek. Materyalist, her şey, karşı hakkın kavgasından doğar. İnsan, alet yapan, hayvandır.

SİMON B. Varoluşçuluk
Mantığımız, mutlak ve değişmez. Tüm varoluşun tanrısal doğası var. Ruhlar ölümsüzdür. En önemli şey konuşma. Toplumda geçerli olan değerlerle, İdeal olan değerler arasında, çelişki var.

BYRON B. RUSSEIL
Sağlık, barınma, beslenme, = Mutluluk İçe kapanma = Mutsuzluk
Amaç rahat ve huzurlu yaşamak verimli monotonluk.

BERNARD SHAW
Sanat, hayat içindir.

KONFİÇYUS
Bir yerde küçük insanların, büyük gölgeleri varsa, O yerde güneş batıyor demektir.

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Eğer, devamlı sulh isteniyorsa, kütlelerin, vaziyetlerini, iyileştirecek milletlerarası tedbirler alınmalıdır. İnsanlığın bütününün refahı, açlık ve baskının yerine geçmelidir. Dünya vatandaşları haset, açgözlülük ve kinden uzaklaştırılacak şekilde terbiye edilmelidir. 1935
Validemin mezarı önünde ve Allah’ın huzurunda yemin ediyorum. . . Milletimin bu kadar kan dökerek elde ettiği hakimiyetin korunması için icap ederse, validemin yanına gitmekte asla tereddüt etmeyeceğim. . . Hakimiyeti Milliye uğruna canımı vermek namus ve vicdan borcum olsun. 14 ocak 1923
Sanattan ve sanatçıdan yoksun bir toplumun canlılığı olamaz.
Türk kadını dünyanın en aydın ve faziletli ve ağır kadını olmalıdır. Türk kadını milletin kaynağı, toplum hayatının esasıdır. 1925 Mustafa Kemal Atatürk.
Türk kadını’nın siyasal haklarını kazanması. 1935
(İnsan topluluğu, kadın ve erkek denilen iki cins insandan oluşmuştur. Olabilir mi ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kitlenin bütünü ilerleyebilsin?Olanaklımıdır ki, bir cinsin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça, öteki parçası göklere yükselebilsin?şüphe yok ki, ilerleme adımları, iki cins tarafından birlikte, arkadaşça, işde gelişme ve ilerlemede birlikte yol almak gerekir. Böyle olursa devrim, başarıyla sonuçlanır. Hiç bir iyi inkılap hakikatı görenler dışında, ekseriyetin reyine müracatla yapılmaz.
Uysal ve Asyalı itikatlara bağlı, sinsi ve sindirici hurafeler, köstekleyici yanlış itiyadlarla inhisarcı kuvvetlerin tesirine sürüklenebilecek yığınlarda iyi inkılaplar için plebisit, yapılmaz.

DONNA KARAN
İnsan için lüks nedir? Sevgi ve Zamandır.

MUTLULUK
Bilgelik, namus ve doğruluk = Mutluluk.
En yüksek erdem iyi ve mutlu yaşamaktır.
Erdem = Yeteneğe göre çalışmak = Emek
Bilge, cesur, ölçülü ve adil olur. Adil ve onurlu eylem, bilgeliktir.
Adaletsiz eylem, kaba cehaletten gelir. Ilımlı ve neşeli olanlar
İçin yaşlılık sadece biraz sıkıcıdır. Ama öyle olmayana yaşlılık
da gençlik de zorlu olur. Bilge, kimseyi kötülemez, övmez, yakın
maz, suçlamaz. Elimizde olan davranışlarımız, olmayan vücudumuz. Erdem = Namus. Doğru bilgi akla uygundur.
Bilimle beraber, açık, seçik bilgi
Doğru seçme. Sabırla katlanma
Ölçülü olma. Adaletle üleştirme
Ölçü Adalet Sabır. Doğru seçim. Doğa. Madde. Akıl
Başkalarını affedebilmek için ilk koşul kendini affedebilmektir.
Dış dünyaya açılmak. Hoş görü artması
Biz toprağın değil, göğün bitkisiyiz.
Duygusal. Mantıksal
Herkes için. Okumuşlar için
Heves ve hoşlanma. Dürüstlük
Sevgi ve güven
Aile iş (Nefretten kurtulma, kendisine saygı duyma)
Hobi-Bilgi-Evren vatandaşlığı
Çaba (yetinme dengesi, sağlık, evlilik)
Aksiliklere katlanmasını bilmek. (Sabır)
Doğruluk, iyilik, düşünmek, işi bitirmek, anlamak, sevmek,
güzele bakmak, anne sevgisi, empati.
Mutluluk = (Dinsel, bireysel, toplumsal, iyi yaşamak)
Bolluk ve Varlık (Mavi Kuş kendi kafesimizde)

MUTSUZLUK
İçe kapanmak. Kolay elde etmek
Rekabet. Can sıkıntısı
Yorgunluk (Kent gürültüsü, Yabancılar, İşe yetişmek, İşini kaybetmek, Karasızlık, Duygusal tedirginlik, Heyecan düşkünlüğü)
Haset.
Mahalle baskısı. Aile mutsuzluğu
İşkence manisi. Pisikolojik
Kabalık, inatçılık. Sosyal
Kendini beğenme. Eğitimsel
Kof gurur. Politik
Anaya babaya saygı Çocuklara güven.

SOYUT RESİM
Kandinsky özform. Kendi özüm
Bilgi ancak özü kendiliğinden yakalamakla mümkün olabilir.
Süje = Bilinç Obje = Nesne
Görecelik = İzafilik-Relativizm-Değişme
Mutlak = Salt-Değişmeyen, kendiliği
Değişen gerçekler, değinmenin özünde doğru ve yanlışla yönelmiş bulunan, asıl anlamlarını, yeniden kazanırlar.
Koku-Renk-Ses-Dünya. Kübizm, gerçeği parçalayarak varlıkların özünü yıkıyor. Dada: İkiyüzlülük perdesini açmış,
olağan üstü eleştirici, aklın olmadığı yerde.
Salvador Dali: Bilinçsiz olarak, düşlerin yitik görüntülerini arıyorum, Açığa varılmamış, isteklerin dünyası düştür.
Freud = Kendimizi daha iyi kavrayabilmek için, düşlerimizi açığa çıkarmalıyız. Bilim = Sanat+Doğru+Pragmacılar.

RÖNESANÇILAR – Bireyci
Bireyde öznel us -Dünya Tini-Mutlak us
Sanat -Din-Felsefe

NATRULİZİM
Marx-Engels-Darwin, Freud (Bilinç altı)

NEVROZ
Travma serbest çağırışım, Rüyanın gerçek anlamı, rüyanın motifinin, tersinden kodlanması.

SÜRREALİZM
Gerçek üstülücülük, yaratıcılık, seçi, görecelik, akıl üstü, bilim, felsefe, sanat.
Hümanizm-Yabancılaşma-Depresif
Özgür bireyler, seçim yapıyor.

İMPRESYONİZM
İki boyutlu

EXPRESSİONİZM
Saçma, Absürd
Emprist = Dünya bilgileri duygularla elde edilir.
Nihilist. Saçma Tiyatro. Gerçekçi Tiyatro
Eko felsefesi. New Age
Alternatif yaşam/ Gizemcilik
Filozof. Dogmatik
Konturpuantik yatay ezgisel. Bilinç yükü
Düşey Armonik. Evren-Dünya başkaları
Mutlak = İlk ve Son gerçek. Ben, birliktelik fenomolijisi
Diyalektik-Gerçek aklın kendisi. Bilim akla uygunluk
Egoloji-sosyoloji
Bağımsızlık-Özgürlük-Eşitlik

ROMANTİKLER
Bethoven (Ay ışığı, kader)
Şiir İyilik yapabildiği sürece insan bu dünyadan ayrılma, denen bu sözü okumasaydım, şimdi ölmüş olacaktım.

ŞİLLER 1774
BAR
Bah-Hendel (Tanrıya Adayan)
Geothe-Genç Verter

TÜRK MUSİKİSİ
Makam. İyi geldiği hastalıklar
Uşak makamı. Gut -Damla. Neşe veriyor.
Segah makamı. Kalp-Beyin
Rast. Makamı. Baş-Göz
Hicaz makamı. Üroloji. Hoş görü
Hüseyini makamı. Karaciğer -Kalp
Nihavent makamı. Karın, kolon, kandolaşımı
Saba makamı. KaraciğerAkciğer
Rast Hüzzam. Baş, Göz
Puselik makamı. Omurga, asabiyet

KURAN-I KERİM – Her yere şifa

YOGA
Monoton, tam tam. 1. Şakra
Neşeli müzik, foklor. 2. şakra
Canlı orkestra. 3. şakra
Klasik müzik. İlahi. 4. şakra
Meditasyon. 5. şakra
New Age, Sadettin Kaynak 6. şakra
Sessizlik-iç sesi. 7. şakra

1. şakra. Kırmızı. Lam. Do U
2. şakra. Turuncu. Re. A D U
3. şakra. Sarı. Ram. Mi. OU
4. şakra. Mavi. Ham. Fa. A
5. şakra. Mor. Kşam. Sol. E
6. şakra. Beyaz. Avm. La. İ
7. şakra. Eflatun. Si MM

Memur İçin Senfoni

Memur olarak doğmuşum” desem, yeridir. Babam memurdu çünkü, hem de üniformalı cinsinden. Ve ben; devletten maaş almadan, nasıl para kazanılır, bilmezdim.

Aslında, benim çocuk olduğum çağlarda, yaşadığımız çevrede, asker-sivil memurlar dışında, başları yemenili tütün işçisi kızlar ve fırıncı, bakkal, kömürcü (mangal kömürü satarlardı ve hemen her sokakta bir tane bulunurlardı) esnafı dışında, pek kimse de yoktu zaten. Zenginler yoktu yani, mali müşavirler, avukatlar da yoktu. Bir tek, “yüzbinlikler” diye bilinen bir aile vardı, zengin olarak. Tayyare piyangosundan, büyük ikramiyeyi, yüzbin lirayı kazanmışlar, adları öyle kalmış.

“İmtiyazsız, sınıfsız bir kitleyiz.”

İmtiyazlılar elbette vardı da çağdaş anlamda sınıf, pek yoktu galiba. İşte bu yüzden sosyalist devletçilik, sınıfsız toplum yaratmaya uğraşırken, bizim devletçiliğimiz; sınıf yaratmak peşindeydi. Devlet, Türk tüccar ve sanayici yaratacaktı, onlar da kalkınmış kapitalist devleti…

Benim çocuk olduğum çağlarda, Kordon’daki güzelim sakız biçimi evlerde oturanlar bile, pek varlıklı sayılmazlardı. Yerlerde eskimiş halılar, antika bir konsolun üzerinde yine antika bir gaz lambası, yatak odalarındaki komodinlerde birer idare lambası, salonun orta yerinde ise, soba değil, büyükçe bir mangal…

Sermaye birikiminin olmadığı, dolayısıyla, işçi sınıfının da neredereyse bulunmadığı bir ülkede, yönetim gücünü, bürokrasinin ele geçirmesi doğaldır. Hele de güçlü bir devlet, bir imparatorluk geleneğinden geliyorsa. Cumhuriyeti ve onun devrimlerini, kimler ve nasıl gerkçekleştirdi acaba?

Bürokrasi, egemense eğer, bir asker-bürokrat olan, baba-mın da güçlü ve imtiyazlı olması gerekirdi diye düşünüyorum. Oysa ki ben; çok sevdiğim, iki tekerlekli bir bisiklete hiç sahip olamadım. Yalınayak gezmezdim ama hep yamalı çorap giyerdim. Babamın tek imtiyazı, eve getirebildiği, bir veya iki asker tayını idi. Annem, sütü zehirlendiği için, bana meme verememiş ve suyu ile beslenmem için gerekli olan bir avuç pirinci babam, tayın ekmeği ile takas ederek sağlamış bir süre. İmtiyaz yoksa, şimdi ben de yokmuşum galiba…

Onyedi yaşıma geldiğimde, gerçekten memur gibi oldum: Mülkiye’nin giriş sınavını burslu olarak kazandım ve Maliye Bakanlığı’ndan her ay, yüzyirmibeş lira almaya başladım. Alamasam, Ankara’da okuyamazdım. Babam para gönderemezdi. O zaman, teyzemin yanında okuyabilmek için, İstanbul’a, İktisat Fakültesi’ne gidecektim. Oysa, Mülkiye’yi bitirmeden, müfettiş olabilmek pek zordu. Önce müfettişlik, sonra Hazine’de genel müdür yardımcılığı, genel müdürlük, ardından da Maliye’de olmasa bile bir müsteşarlık. Bize öğretilen ve değişmeyecek sandığımız, doğru rota böyleydi. Bu rotada, sonuca varmış insanlar hep çevremizdeydi ve ben de bu çizgide epey yol alabildim ilerde…

Okulu bitirince, Hazine ve Kambiyo Kontrolörlüğü giriş sınavını kazandım. En çok istediğim Maliye Müfettişliği, on yıl sonra kardeşime kısmet oldu.

Göreve başladığım gün; sonradan Ticaret Bakanı olarak, beni Tariş Genel Müdürü yapan, Grup Başkanımız Teoman Köprülüler’in karşısına oturdum. Önüme önce, yasal yetkilermi belirten, hüviyet cüzdanımı koydu. Sonra, kadife bir kese içinde bir mühür, kaybedersen vayhaline. Bir çek defteri ve çek kullanabilmek için gerekli bir ikinci hüviyet ile, aksesuar tamamlandı.

Teoman ağabeyin dediğine göre; çekin üzerine, istediğim meblağı yazabilirmişim ve mal müdürlüğü, bu meblağı hemen ödermiş. Amaç, Anadolu’nun orasına burasına teftişe gitmiş müfettişi parasız bırakmayıp, kurda-kuşa yem olmaktan korumak. “Ama” dedi Başkan “Maaşından fazla parayı hiç çekmesen ve hep devletten alacaklı olsan daha iyi.” Ufak da olsa, devlet, her ay bize borçlu kalırdı. Müfettişler, murakıplar, kontrölörler, yani tüm üst düzey denetçiler, denetledikleri yerlerde, çay-kahve bile içmek istemezlerdi.

İlk turnemi doğum yerim İzmir’e yaptım. İlk işim de Osmanlı Bankası’nın kambiyo işlemlerini denetlemek. Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkındaki 1567 sayılı Kanun’dan güç almaktayım ki “breh breh”. Cebinizde 1 Dolar yakalarsam içeri girersiniz. “Döviz ziyanına sebebiyet vermek” cinayet gibi bir suç…

O günlerde, bankaların kambiyo servislerinde Türkler pek çalışmazdı. O işi daha çok, Levantenler, Rumlar ve Yahudiler yapardı. Sanırım şube müdürü de bir Levanten idi ve odasına girdiğimde bir süre ayakta bekletip, yüzüme bile bakmadı. Yirmibir yaşımın ve vasat giyimimin etkisiyle olsa gerek, kim olduğumu öğrendiğinde ise, kafası tavana vuracak diye korktum. Bir aylık denetim sonunda neler bulduğumu açıklamama, Bankalar Kanunu engel. Ama bir müfettiş, denetim yapsın da eleştirecek bir şey bulamasın, mümkünü yoktur. Nasıl rapor yazacak o zaman?

Unutmadan söyleyeyim; Bir tren restoranında yaşantımın ilk yemeğini o yolculukta, mototrenle, Ankara’dan İzmir’e gelirken yemiştim. Çünkü devlet denetim görevlilerine, normal bir memurunkinden iki kattan fazla para veriyordu ve benim de artık cebimde, yeterli param vardı.

Seni gidi eski devlet seni: Sen, iyi yetişmiş ve bunu da özel bir sınavı kazanarak kanıtlamış bir çocuğu alıp, daha yirmi bir yaşında önemli yetki ve görevler verirsen, cebine insanca yaşamaya yetecek parayı koyarsan, üç yıl boyunca “muavin” olarak eğitip sınarsan, ondan sonra müfettiş daha da sonra yüksek bürokrat yaparsan, satılık kamu görevlisi zor bulursun…

Benim ilk memuriyet günlerimde, bürokrasinin, özellikle de Maliye ile bünyesindeki Hazinenin tepelerinde, Memduh Aytür, Zeyyat Baykara, (Kara) Ziya Müezzinoğlu gibi dev adamlar vardı. Başbakan İsmet Paşa’nın önünde Bakan fırçalayanı, Zeyyat Baykara mıydı? Onların, bir altlarındaki kişiler bile odalarına, korkarak girerlerdi. Devlet işinde yanlışı bağışlamazlardı çünkü.

Adeta zorlukla açılabilen büyük, ağır tahta kapıların arkasındaki yüksek tavanlı, antika eşyalarla dolu görkemli odalarda otururlardı. Maliye’nin, makam katındaki, loş tenha koridorlarda, aşınmış ama tertemiz değerli halıların üstünde sessizce yürüyerek ulaşırdınız sekreterlerinin yanına.

Aslında, ne kadar sevecen insanlar olduklarını sonradan gördüm…

Onların bir alt kademesinde, çok etkin insanlar olarak, Erhan Bener ve Kemal Karal’ı hatırlıyorum. 1567 sayılı Kanun’a dayalı olarak zaman zaman kararname, sık sık tebliğ yazarlardı. Aslında, Kanun yazarlardı çünkü; 1567 bir çerçeve Kanun olup, bürokratların Kanun yazmasına engel değildi. Ben bile, birkaç tebliğ maddesi yazmışımdır. Özellikle de dış ticaret rejiminde ithalat teminatları ile ilgili olarak.

Yine de o günlerde, yurda oto ithali, ancak, bedelsiz ithalat yoluyla mümkündü ve permi adı verilen ithal izinleri, büyük paralar karşılığı, alınıp satılırdı. Biz, üç-dört kontrolör, fiyatlarının yirmibin lira olduğu günlerde satın alınıp, bedeli ödenmiş, yaklaşık ikibin permiyi iptal etmiştik. Permiyi alanlar arasında, çok önemli isimler de varmış. Onların paraları da yandı. Ama sağa sola sürgün etmek bir yana bize sitem eden bile olmadı. Ocak-bucak başkanlarının, kaymakam atayıp at-tırdıkları dönem, bizden önceymiş.

1962-1974 döneminde, hep Maliye’de çalıştım ve politik baskıyı hiç yaşamadım. Bazen, döviz kaçakçılarını fezleke ile doğrudan Savcılıklara sevkeder, Bakanlığa sonradan bilgi verirdik. Teşfiş ve müfettiş, önemli ve etkiliydi. Tüm bürokrasi öyleydi aslında. Ben, Sakıp Sabancı’nın, bakan odasında oturup, sağa-sola emirler yağdırılmasını sağlamak yerine, evrak şube müdürünün odasına kadar, yazı takip ettiğini biliyorum. Evrak memurunun, dosya dolabı arkasına atıvereceği bir yazıyı, hiç bir bakanın bulamayacağını öğrenmişti kuşkusuz.

1970’li yıllar, politikanın, bütün haşmetiyle, bürokrasinin içine girdiği yıllar olmuştur. Ben dahil bürokratlar, partilerle gelip, onlarla gider oldular. Asker bürokrasiyi, Dışişleri Bakanlığı’nı ve bir ölçüde de Maliye’yi, bunun dışında tutmak gerekir tabii. Üst düzey teftiş de kendini korumayı başarabilirdi sayılır yine de.

1970-80 dönemi yaraları henüz taze. Kimilerinde acıları sürüyor. Ben de taraflı olurum korkusu ile bu konuda yorum yapmayı sonraki yıllara bırakmak istiyorum.

1980 sonrası, daha da taze olduğu halde, bu dönemde özellikle teftiş kurumlarına, yazık edilmiş olduğunu belirtmeden geçemiyorum: “Ülke’nin en iyi çocuklarının müfettiş olduğu” tesbiti, doğrudur. “Bunların teftiş kurumları yerine, icrada çalıştırılması gerektiği” savı ise tümüyle yanlış. Teftiş kurulları hiç bir zaman, teftiş organlarından ibaret olmamışlardır. Onlar, belki de daha çok, iyi çocuklarımızı hem bilgi, hem de ahlak yönünden daha iyi çocuklar olarak yetiştirip, ülke yönetimini, onlara emanet etmeyi amaçlayan, üstün okullardır. Çevremde, değişik kurullardan, pek çok değerli müfettiş var. Morallerinin iyi olduğunu söyleyemem. Önemli görev verilmediğini, etkinliklerinin kalmadığını düşünüyorlar. Gerçekten, benim çocuk olduğum çağlarda müfettiş için turne, kutsal bir görevdi. Bir gün kaytarmak bile hoş karşılanmazdı. Muavinler dört, baş müfettişler iki ay, tüm Anadolu’yu gezer ve denetlerdi. Denetlenecek fazla birşey olmasa da devletin soluğunu götürür, kendileri de anayurdu, baştan başa tanır ve severlerdi.

Devletimizin, ithal bürokratlara, hiçbir zaman gereksinimi olmamıştı. Tersine, özel sektörün kuruluşundan bugünkü dev boyutlara ulaşmasına kadar, her aşamasında, devlette yetişmiş insanların, bilgisi ve alınteri vardır. Özel sektörün kendi yetiştirdiği kadroların hocaları da onlardır.

Osmanlı, üç büyük okul kurdu; Harbiye, Tıbbiye ve Mülkiye. Harbiye ve Tıbbiye’nin fazlasıyla yerine getirdikleri işlevleri malum. Mülkiye’nin ise devlet adamı yetiştirmek. Gerektiği kadar hukuk, gerektiği kadar iktisat ve devlet yönetimi hakkında bilgi. Sadece para teorilerini bilmek, iktisat bilmek anlamına gelmiyor.

Son söz olarak, Memurin Muhakematı hakkında Kanun için birşeyler söylemek istiyorum. Elbette çok eskidi ve tüm eskimişler gibi yenilenmeli. Ama bu Kanun, “memur dokunulmazlığı” kanunu değildir. Tam tersine, memur sıfatıyla suç işleyenlerin cezalarını memur olamayanlara göre çok arttırıp, suç işlemekten alıkoymayı amaçlayan bir Kanun’dur.

Memur, bürokrasiyi yaratır ve halkı ezer… Memur, bir fare gibi bütçeyi kemirip durur… Yine de işini bilir memur… Bağışla edinilmiş ve eski püskü de olsa, odasında tv ve video vardır… Memur makam arabası, servis aracı kullanır. Dokunulmazlığı bilem vardır…

Memur, belki dediğiniz gibidir ama, Devlet’imizi ayakta tutandır memur…

Durum, Ocak 1998

Originally posted 2015-11-02 10:54:31.